قال عز وجل: فليلقه اليم بالساحل [طه/ 39]، أي: شاطئ البحر أصله من: سحل الحديد، أي: برده وقشره، وقيل: أصله أن يكون مسحولا، لكن جاء على لفظ الفاعل، كقولهم: هم ناصب. وقيل: بل تصور منه أنه يسحل الماء، أي: يفرقه ويضيقه، والسحالة: البرادة، والسحيل والسحال: نهيق الحمار ، كأنه شبه صوته بصوت سحل الحديد، والمسحل: اللسان الجهير الصوت، كأنه تصور منه سحيل الحمار من حيث رفع صوته، لا من حيث نكرة صوته، كما قال تعالى: إن أنكر الأصوات لصوت الحمير [لقمان/ 19]، والمسحلتان: حلقتان على طرفي شكيم اللجام.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurdu: "Deniz onu sahile atsın" [20:39], yani: denizin kıyısına. Bu kelimenin aslı, "sahale'l-hadîd" (demiri eğeledi/törpüledi, yani onu yontup kabuğunu soydu) ifadesinden gelir. Bir görüşe göre kelimenin aslı "meshûl" (edilgen: eğelenmiş, soyulmuş) biçiminde olmalıydı, ancak etken (fâil) kalıbıyla gelmiştir; tıpkı "hemmün nâsib" (yorucu bir keder) demeleri gibi. Başka bir görüşe göre ise sahilin suyu "yeshal" ettiği, yani onu böldüğü, dağıtıp daralttığı tasavvur edilmiştir. es-Suhâle: eğeleme talaşı (törpü tozu). es-Sahîl ve es-Suhâl: eşeğin anırması; sanki onun sesi demirin eğelenmesinin (törpülenmesinin) sesine benzetilmiştir. el-Mishal: sesi gür ve yüksek olan dil; sanki ondan, sesin yükselmesi bakımından eşeğin anırması tasavvur edilmiştir, sesin çirkinliği bakımından değil. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir" [31:19]. el-Mishaletân: gem ağızlığının (dizginin) iki ucundaki iki halka.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)