النجاسة: القذارة، وذلك ضربان: ضرب يدرك بالحاسة، وضرب يدرك بالبصيرة، والثاني وصف الله تعالى به المشركين فقال: إنما المشركون نجس [التوبة/ 28] ويقال: نجسه. أي: جعله نجسا، ونجسه أيضا: أزال نجسه، ومنه تنجيس العرب، وهو شيء كانوا يفعلونه من تعليق عوذة على الصبي ليدفعوا عنه نجاسة الشيطان، والناجس والنجيس: داء خبيث لا دواء له.
Exdore translation — not part of the source
Necaset: pisliktir. Bu iki türlüdür: bir türü duyu (his) ile idrak edilir, bir türü de basiret (kalp gözü) ile idrak edilir. İkincisiyle Yüce Allah müşrikleri nitelemiş ve şöyle demiştir: "Müşrikler ancak necistir" [9:28]. "Neccesehû" denir, yani: onu necis kıldı. "Neccesehû" ayrıca: onun necisini (pisliğini) giderdi (anlamına da gelir). Arapların "tencîs"i de bundandır; o, çocuktan şeytanın necasetini def etmek için ona bir muska (nazarlık) asmak şeklinde yapageldikleri bir şeydir. Nâcis ve necîs ise: devası olmayan habis (kötü) bir hastalıktır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)