Gökyüzüne bakıp bir an için sustuğunuz, bir yağmurun ya da bir canlının inceliği karşısında "bu nasıl olmuş?" dediğiniz oldu mu? Kur'an, çevremizdeki her şeyi rastgele bir manzara değil; düşünmeye çağıran "âyetler" (işaretler) olarak okumaya davet eder. Bu yazı, o davete sıcak bir kapı aralamak için.
Kuran ne diyor?
Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün değişmesinde (birbiri peşine gelişinde) derin akıl sahipleri için deliller vardır. (3:190)
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması O'nun delillerindendir. Şüphesiz ki bunda (gerçeği) bilenler için dersler vardır. (30:22)
Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara yarar sağlayan şeylerle denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de kendisi sebebiyle ölümünden sonra toprağı canlandırdığı ve orada her çeşit canlıyı yaydığı suda, rüzgârları ve gökle yer arasında emre hazır bulutları yönlendirmesinde akıl eden bir toplum için deliller vardır. (2:164)
Bakmazlar mı (durup düşünmezler mi) o deveye, nasıl yaratılmış! (88:17)
Anahtar kelime / kök
Bu ayetlerde geçen "âyet" kelimesi, hem Kur'an'ın bir cümlesi hem de "işaret, delil" anlamına gelir. (Yorum): Bu çift anlam, metinde okunan âyetlerle tabiatta görülen işaretlerin aynı kaynağa, aynı "okumaya" çağırdığını düşündürür.
Ne öğreniyoruz?
(Yorum): Ayetler, evreni durup düşünmemiz gereken bir "kitap" gibi sunar. Gece-gündüzün ardışması (3:190), insanların dil ve renk farklılığı (30:22), gemiler-yağmur-rüzgâr-bulutlar (2:164) ve hatta yaratılışıyla devenin yapısı (88:17) tek tek örneklerdir. Dikkat çekici olan, bu işaretlerin "derin akıl sahipleri" (3:190), "bilenler" (30:22) ve "akıl eden bir toplum" (2:164) için anlam taşıdığının söylenmesidir. Yani görmek yetmez; bakıp düşünmek istenir.
Farklı okumalar
Bu ayetlerin tefekküre çağırdığında neredeyse herkes birleşir; farklılık vurguda olur:
- Bir okuma, bunları öncelikle iman ve şükre bir davet sayar: işaretler Yaratıcı'yı tanımaya götürür.
- Bir başka okuma, aynı ayetleri gözlem ve bilgiye (tabiatı incelemeye) bir teşvik olarak öne çıkarır.
(Yorum): İkisi birbirini dışlamaz; metin hem kalbe hem akla seslenir.
Dürüst sınır
Metinde kesin olan: bu ayetler tabiattaki olguları "âyet/delil" olarak adlandırır ve düşünmeye çağırır. Yorum düzeyinde kalan: bu ayetlerden belirli modern bilimsel teorilerin "ispatını" çıkarmak. Kur'an burada bir fizik ders kitabı gibi konuşmaz; tefekküre ve anlamlandırmaya yönlendirir. Bu ayrımı korumak hem metne hem ilme saygıdır.
Sonuç: Belki bugün gökyüzüne, bir yaprağa ya da kendi nefesinize biraz daha uzun bakmak yeterli. Kur'an, bu bakışın boşa gitmediğini, her işaretin bir çağrı taşıdığını söylüyor. Acele etmeden, içtenlikle düşünmeye ne dersiniz?
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrimiyla sunulur; fikhi fetva degildir.