← Kök sözlüğü
بهم

yürüyen

3 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

3
Geçiş
1
Lemma
2
Biçim
2
Sure

Klasik sözlük

بهم

البهمة: الحجر الصلب، وقيل للشجاع بهمة تشبيها به، وقيل لكل ما يصعب على الحاسة إدراكه إن كان محسوسا، وعلى الفهم إن كان معقولا: مبهم. ويقال: أبهمت كذا فاستبهم، وأبهمت الباب: أغلقته إغلاقا لا يهتدى لفتحه، والبهيمة: ما لا نطق له، وذلك لما في صوته من الإبهام، لكن خص في التعارف بما عدا السباع والطير. فقال تعالى: أحلت لكم بهيمة الأنعام [المائدة/ 1]، وليل بهيم، فعيل بمعنى مفعل ، قد أبهم أمره للظلمة، أو في معنى مفعل لأنه يبهم ما يعن فيه فلا يدرك، وفرس بهيم: إذا كان على لون واحد لا يكاد تميزه العين غاية التمييز، ومنه ما روي أنه: «يحشر الناس يوم القيامة بهما» أي: عراة، وقيل: معرون مما يتوسمون به في الدنيا ويتزينون به، والله أعلم. والبهم: صغار الغنم، والبهمى: نبات يستبهم منبته لشوكه، وقد أبهمت الأرض: كثر بهمها ، نحو: أعشبت وأبقلت، أي: كثر عشبها. في قروم سادة من قومه

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

el-Behme: sert/katı taş. Cesur yiğide de ona benzetilerek "behme" denir. İdraki güç olan her şeye -eğer duyulur (mahsûs) ise duyu bakımından, eğer akılla kavranan (ma'kûl) ise anlayış bakımından- "mübhem" (kapalı) denir. Denir ki: "ebhemtü kezâ fe-stebheme" (şunu kapalı/anlaşılmaz kıldım da o kapalılaştı). "Ebhemtü'l-bâb": kapıyı, açılışına yol bulunamayacak biçimde kapadım. el-Behîme: konuşması (nutku) olmayan (canlı); bu da sesinde bulunan kapalılık (ibhâm) sebebiyledir. Fakat örfte (yaygın kullanımda) yırtıcı hayvanlar ile kuşların dışındakilere tahsis edilmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurdu: "Size en'âmın behîmesi (dört ayaklı hayvanlar) helal kılındı" [5:1]. "Leyl behîm" (kapkaranlık gece) ifadesinde "fe'îl" kalıbı "müf'al" (مُفْعَل, edilgen) anlamındadır -karanlık sebebiyle durumu kapalı kılınmıştır-; yahut "müf'il" (مُفْعِل, etken) anlamındadır, çünkü içinde beliren şeyi kapalılaştırır da o idrak edilmez. "Feres behîm" (behîm at): tek renk üzere olup gözün onu tam olarak ayırt edemediği at. Bundandır rivayet edilen şu söz: "İnsanlar kıyamet günü «bühmen» olarak haşredilir", yani çıplak olarak; bir görüşe göre de: dünyada kendisiyle tanındıkları alâmetlerden ve süslendikleri şeylerden yoksun olarak. Allah en iyisini bilir. el-Behm: davarın küçükleri (kuzular). el-Bühmâ: dikeni sebebiyle bittiği yere girilemeyen (istibhâm eden) bir bitkidir. "Ebhemeti'l-ard": onun behmi (bu bitkisi) çoğaldı; "a'şebet" ve "ebkalet" (ot bürüdü, çayır bitti) gibi, yani otu çoğaldı. [Şiir parçası:] "...kavminden seyyidler olan ulular (kurûm) arasında."

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 1

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

بَهِيمَةİsimyürüyen3

Türevler · 2

بَهِيمَةِ
yürüyen
2
بَهِيمَةُ
dört ayaklı
1

Geçişler