الحوايا: جمع حوية، وهي الأمعاء ويقال للكساء الذي يلف به السنام: حوية، وأصله من: حويت كذا حيا وحواية ، قال الله تعالى: أو الحوايا أو ما اختلط بعظم [الأنعام/ 146]. قوله عز وجل: فجعله غثاء أحوى [الأعلى/ 5]، أي: شديد السواد وذلك إشارة إلى الدرين ، نحو: 132- وطال حبس بالدرين الأسود وقيل تقديره: والذي أخرج المرعى أحوى، فجعله غثاء ، والحوة: شدة الخضرة، وقد احووى يحووي احوواء، نحو ارعوى، وقيل ليس لهما نظير، وحوى حوة، ومنه: أحوى وحواء . تم كتاب الحاء إذا الصبا أجلت يبيس الغرقد %~% وطال حبس في الدرين الأسود
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
el-Havâyâ: haviyye kelimesinin çoğuludur; bağırsaklar demektir. Hörgücün kendisiyle sarıldığı örtüye de haviyye denir. Aslı "haveytü kezâ hayyen ve hivâyeten" (şunu topladım, dürdüm) ifadesinden gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "ev el-havâyâ ev me'htelata bi-azm" (yahut bağırsaklar yahut kemiğe karışan) [6:146]. Yüce Allah'ın "fe-ce'alehû gusâen ahvâ" (derken onu simsiyah bir çör çöp haline getirdi) [87:5] sözü, yani şiddetli siyahlıkta demektir; bu da "derîn"e (kararmış kuru bitkiye) işarettir. Nitekim şu beyitte olduğu gibi: 132- Simsiyah kuru bitki içinde hapis uzadı Bir görüşe göre takdiri şöyledir: "ve'llezî ahrace'l-mer'â ahvâ, fe-ce'alehû gusâen" (o ki yemyeşil otlağı çıkardı, sonra onu çör çöp haline getirdi). el-Huvve: yeşilliğin şiddetli olmasıdır. "İhvevâ, yahvevî, ihvivâen" (koyu yeşil/siyah oldu) şeklinde çekilir; "ir'avâ" gibi. Bir görüşe göre bu ikisinin (bu vezinde) benzeri yoktur. "Havâ havveten" de denir. "Ahvâ" ve "havvâ" kelimeleri de bundan türemiştir. Hâ kitabı sona erdi. Sabâ rüzgârı ğarkad ağacının kurumuşunu sürükleyip götürdüğünde %~% simsiyah kuru bitki içinde hapis uzadı
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)