← Kök sözlüğü
علق

alaka (embriyo)

7 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

7
Geçiş
3
Lemma
5
Biçim
6
Sure

Klasik sözlük

علق

العلق: التشبث بالشيء، يقال: علق الصيد في الحبالة، وأعلق الصائد: إذا علق الصيد في حبالته، والمعلق والمعلاق: ما يعلق به، وعلاقة السوط كذلك، وعلق القربة كذلك، وعلق البكرة: آلاتها التي تتعلق بها، ومنه: العلقة لما يتمسك به، وعلق دم فلان بزيد: إذا كان زيد قاتله، والعلق: دود يتعلق بالحلق، والعلق: الدم الجامد ومنه: العلقة التي يكون منها الولد. قال تعالى: خلق الإنسان من علق [العلق/ 2]، وقال: ولقد خلقنا الإنسان إلى قوله: فخلقنا العلقة مضغة والعلق: الشيء النفيس الذي يتعلق به صاحبه فلا يفرج عنه، والعليق: ما علق على الدابة من القضيم، والعليقة: مركوب يبعثها الإنسان مع غيره فيغلق أمره. قال الشاعر: 330- أرسلها عليقة وقد علم %~% أن العليقات يلاقين الرقم والعلوق: الناقة التي ترأم ولدها فتعلق به، وقيل للمنية: علوق، والعلقى: شجر يتعلق به، وعلقت المرأة: حبلت، ورجل معلاق: يتعلق بخصمه.

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

el-Alak (العلق): Bir şeye tutunmak/yapışmak. "علق الصيد في الحبالة" (av tuzağa/ilmiğe takıldı) denir; "أعلق الصائد" (avcı, avını tuzağına takınca) denir. el-mi'lak (المعلق) ve el-mi'lâk (المعلاق): kendisiyle bir şeyin asıldığı şey (askı). Kamçının askısı/kayışı (علاقة السوط) da böyledir; su tulumunun askısı (علق القربة) da böyledir. "علق البكرة": makaranın, kendisiyle asıldığı aletleri. Bundan da el-alaka (العلقة) gelir: tutunulan şey. "علق دم فلان بزيد": Zeyd onun katiliyse (falancanın kanı Zeyd'e bağlandı) denir. el-alak (العلق): boğaza yapışan kurt (sülük). el-alak (العلق): pıhtılaşmış kan; bundan da el-alaka (العلقة) gelir: çocuğun kendisinden oluştuğu şey (kan pıhtısı). Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "İnsanı bir alaktan (kan pıhtısından) yarattı" [96:2]. Ve "Andolsun ki insanı yarattık..." buyruğundan "...sonra o kan pıhtısını bir çiğnem et yaptık" sözüne kadar. el-alak (العلق): sahibinin kendisine bağlandığı ve elden çıkarmadığı değerli/nefis şey. el-alîk (العليق): hayvana yem olarak verilen (asılan) kuru yem (arpa vb.). el-alîka (العليقة): insanın başkasıyla birlikte gönderdiği ve böylece işini ona havale ettiği binek (deve). Şair şöyle demiştir: "Onu bir alîka (ortak binek) olarak gönderdi, oysa biliyordu %~% ki alîkalar er-Rakm'e ([belirsiz] bir yer) varırlar." el-alûk (العلوق): yavrusuna analık edip ona bağlanan dişi deve. Ölüme de "alûk" denildi. el-alkā (العلقى): kendisine tutunulan bir ağaç (bitki). "علقت المرأة": kadın hamile kaldı. "رجل معلاق": hasmına yapışan (tartışmada onu bırakmayan) adam.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 3

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

عَلَقَةİsimalaka(embriyo)yı5
مُعَلَّقَةİsimaskıda (kocasızmış) gibi1
عَلَقİsimasılıp tutunan bir madde1

Türevler · 5

عَلَقَةً
alaka(embriyo)ya
2
عَلَقَةٍ
alaka (embriyo)
2
ٱلْعَلَقَةَ
alaka(embriyo)yı
1
عَلَقٍ
asılıp tutunan bir madde
1
كَٱلْمُعَلَّقَةِ
askıda (kocasızmış) gibi
1

Geçişler