الغلق والمغلاق: ما يغلق به، وقيل: ما يفتح به لكن إذا اعتبر بالإغلاق يقال له: مغلق ومغلاق، وإذا اعتبر بالفتح يقال له: مفتح ومفتاح، وأغلقت الباب، وغلقته على التكثير، وذلك إذا أغلقت أبوابا كثيرة، أو أغلقت بابا واحدا مرارا، أو أحكمت إغلاق باب، وعلى هذا: وغلقت الأبواب [يوسف/ 23]. وللتشبيه به قيل: غلق الرهن غلوقا ، وغلق ظهره دبرا ، والمغلق: السهم السابع لاستغلاقه ما بقي من أجزاء الميسر، ونخلة غلقة: ذويت أصولها فأغلقت عن الإثمار، والغلقة: شجرة مرة كالسم.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
el-galak ve el-miglâk: Kendisiyle (kapı) kapatılan şey; kendisiyle açılan şey olduğu da söylenmiştir. Ancak kapatma açısından ele alınırsa ona miglak ve miglâk denir, açma açısından ele alınırsa miftah ve miftâh denir. "Ağlaktu'l-bâbe" (kapıyı kapattım) denir; "ğallaktuhu" ise çokluk (teksîr) için kullanılır: bu, birçok kapıyı kapattığında ya da tek bir kapıyı defalarca kapattığında yahut bir kapının kapatılışını sağlamca (iyice) yaptığında söz konusu olur. İşte buna göre: "ve ğallakati'l-ebvâbe / kapıları sımsıkı kapattı" [12:23]. Ona benzetme yoluyla şöyle denmiştir: "galika'r-rahnu ğulûkan" (rehin, geri alınamaz hâle gelip alacaklının elinde kaldı), "galika zahruhu deberan" (sırtı, yara [deber] sebebiyle kullanılamaz hâle geldi). el-Migluk: Kumarın (meysir) kalan paylarını kendinde toplayıp kapattığı için yedinci ok. "Nahletun ğalikatun": Kökleri kuruyarak meyve vermekten kesilmiş (kapanmış) hurma ağacı. el-Ğalka: Zehir gibi acı bir ağaç.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)