[الفصح: خلوص الشيء مما يشوبه. وأصله في اللبن، يقال: فصح اللبن وأفصح ، فهو مفصح وفصيح: إذا تعرى من الرغوة، وقد روي: 352- وتحت الرغوة اللبن الفصيح ومنه استعير: فصح الرجل: جادت لغته، وأفصح: تكلم بالعربية، وقيل بالعكس، والأول أصح] . وقيل: الفصيح: الذي ينطق، والأعجمي: الذي لا ينطق، قال: وأخي هارون هو أفصح مني لسانا [القصص/ 34]، وعن هذا استعير: أفصح الصبح: إذا بدا ضوؤه، وأفصح النصارى: جاء فصحهم، أي: عيدهم. ولم يخشوا مصالته عليهم
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
el-Fasḥ: Bir şeyin, kendisine karışan (yabancı) şeylerden arınıp saf hâle gelmesidir. Aslı süt hakkındadır. "Fasaḥa'l-leben" ve "afsaḥa" denir; süt köpükten sıyrıldığında ona "mufsiḥ" ve "fasîh" denir. Şöyle rivayet edilmiştir: %352- Köpüğün altında saf/duru süt (el-lebenü'l-fasîh) vardır.% Bundan istiare yoluyla: "Fasaḥa'r-racül" = kişinin dili güzelleşti (düzgün konuştu); "afsaḥa" = Arapça konuştu, denmiştir. Bunun tersinin (söylendiği) de nakledilmiştir, fakat birincisi daha doğrudur. Şöyle de denmiştir: Fasîh, konuşan (nutkeden); a'cemî ise konuşmayandır. (Allah) şöyle buyurdu: "Kardeşim Hârûn ise dil bakımından benden daha fasihtir (afsaḥ)" [28:34]. Bundan istiare edilerek: "Afsaḥa's-subh" = sabahın aydınlığı belirdi; "afsaḥa'n-nesârâ" = Hıristiyanların fıshı, yani bayramları geldi, denir. %...ve onun kendileri üzerine hamle etmesinden (musâlete) korkmadılar.%
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)