← Sure 46

46:3

مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ

Kelime kelime

مَا
biz yaratmadık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
خَلَقْنَا
biz yarattık
Fiil
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
gökleri
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَمَا
ve bulunanları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
بَيْنَهُمَآ
ikisi arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمَآİsimzamir، son ek، 3. ikil
إِلَّا
ancak (yarattık)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بِٱلْحَقِّ
gerçek ile
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَأَجَلٍ
ve bir süreye göre
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسَمًّى
belli
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَمًّىİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَمَّآ
şeyden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَEdatharf-i cer (edat)
مَّآİsimism-i mevsûl
أُنذِرُوا۟
uyarıldıkları
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
أُنذِرُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُعْرِضُونَ
yüz çevirmektedirler
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
مُعْرِضُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gerçek üzere ve belirli bir süre için yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We created not the heavens and the earth and all between them but for just ends, and for a Term Appointed: But those who reject Faith turn away from that whereof they are warned.

A. Yusuf Alipublic-domain

It was for a true purpose and a specific term that We created heaven and earth and everything in between, yet those who deny the truth ignore the warning they have been given.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and for a term appointed. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.

M. Pickthallpublic-domain

We did not create the heavens and earth and what is between them except in truth and [for] a specified term. But those who disbelieve, from that of which they are warned, are turning away.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ما خلقنا السموات والأرض وما بينهما إلا بالحق، لا عبثًا ولا سدى؛ بل ليعرف العباد عظمة خالقهما فيعبدوه وحده، ويعلموا أنه قادر على أن يعيد العباد بعد موتهم، وليقيموا الحق والعدل فيما بينهم وإلى أجل معلوم عنده. والذين جحدوا أن الله هو الإله الحق، عما أنذرهم به القرآن معرضون، لا يتعظون ولا يتفكرون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?