السلق: بسط بقهر، إما باليد أو باللسان، والتسلق على الحائط منه، قال: سلقوكم بألسنة حداد [الأحزاب/ 19]، يقال: سلق امرأته: إذا بسطها فجامعها، قال مسيلمة: (وإن شئت سلقناك %~% وإن شئت على أربع) والسلق: أن تدخل إحدى عروتي الجوالق في الأخرى، والسليقة: خبز مرقق، وجمعها سلائق، والسليقة أيضا: الطبيعة المتباينة، والسلق: المطمئن من الأرض.
Exdore translation — not part of the source
es-Selk: Bir şeyi zorla/kuvvetle yaymak, uzatmak; bu ya elle ya da dille olur. Duvara tırmanmak (et-teselluk) da bundandır. Yüce Allah şöyle buyurdu: "Sizi keskin dillerle incittiler (selekûkum)" [33:19]. Denir ki: "Karısını selk etti", yani onu (sırt üstü) yatırıp uzatarak onunla cima etti. Müseyleme şöyle dedi: (Dilersen seni sırt üstü yatırırız %~% dilersen de dört ayak üzerine) es-Selk: Çuvalın (cüvâlık) iki kulpundan birini diğerinin içine geçirmendir. es-Selîka: İnce açılmış yufka ekmek; çoğulu selâik'tir. es-Selîka aynı zamanda: farklılık gösteren (yaratılıştan gelen) tabiat/mizaç demektir. es-Selk: Yerin çukur/alçak olan kısmıdır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)