الحرض: ما لا يعتد به ولا خير فيه، ولذلك يقال لما أشرف على الهلاك: حرض، قال عز وجل: حتى تكون حرضا [يوسف/ 85]، وقد أحرضه كذا، قال الشاعر: 109- إني امرؤ نابني هم فأحرضني والحرضة: من لا يأكل إلا لحم الميسر لنذالته، والتحريض: الحث على الشيء بكثرة التزيين وتسهيل الخطب فيه، كأنه في الأصل إزالة الحرض، نحو: مرضته وقذيته، أي: أزلت عنه المرض والقذى، وأحرضته: أفسدته، نحو: أقذيته: إذا جعلت فيه القذى.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
el-Haraz: kendisine değer verilmeyen ve içinde hiçbir hayır bulunmayan şeydir. Bu yüzden helâke yüz tutmuş şeye ‘haraz’ denir. Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘…nihayet helâke yüz tutmuş (haraz) hâle gelesin’ [12:85]. ‘Falan şey onu helâke düşürdü (ahrazahu)’ da denir. Şair şöyle demiştir: ‘Ben öyle bir kişiyim ki başıma bir keder çöktü de beni eritip helâke sürükledi.’ el-Hurza: alçaklığı yüzünden yalnızca kumar (meysir) etinden yiyen kimsedir. et-Tahriz: bir şeyi çokça süsleyip özendirerek ve o husustaki işi kolay göstererek ona teşvik etmektir; sanki aslı ‘haraz’ı gidermektir, tıpkı ‘marraztuhu (ondan hastalığı giderdim)’ ve ‘kazzeytuhu (ondan gözdeki çöpü giderdim)’ gibi; yani ondan hastalığı ve çöpü giderdim. ‘Ahraztuhu’ ise: onu bozdum (ifsat ettim) demektir; tıpkı ‘akzeytuhu: içine çöp koydum’ dediğin gibi.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)