قال تعالى: يكونون عليه لبدا [الجن/ 19] أي: مجتمعة، الواحدة: لبدة، كاللبد المتلبد، أي: المجتمع، وقيل: معناه: كانوا يسقطون عليه سقوط اللبد، وقرئ: لبدا أي: متلبدا ملتصقا بعضها ببعض للتزاحم عليه، وجمع اللبد: ألباد ولبود. وقد ألبدت السرج: جعلت له لبدا، وألبدت الفرس: ألقيت عليه اللبد. نحو: أسرجته، وألجمته، وألببته، واللبدة: القطعة منها. وقيل: هو أمنع من لبدة الأسد . أي: من صدره، ولبد الشعر، وألبد بالمكان: لزمه لزوم لبده، ولبدت الإبل لبدا: أكثرت من الكلإ حتى أتعبها. وقوله: مالا لبدا [البلد/ 6] أي: كثيرا متلبدا، وقيل: ما له سبد ولا لبد ، ولبد: طائر من شأنه أن يلصق بالأرض، وآخر نسور لقمان كان يقال له لبد ، وألبد البعير: صار ذا لبد من الثلط ، وقد يكنى بذلك عن حسنه لدلالة ذلك منه على خصبه وسمنه، وألبدت القربة: جعلتها في لبيد أي: في جوالق صغير.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
Yüce Allah şöyle buyurdu: «يكونون عليه لبدا» [72:19] yani toplu/yığın halinde. Tekili «libde»dir; birbirine keçelenip yığılan «libd» (keçe) gibi, yani toplu/bir arada olan. Bir görüşe göre anlamı: «keçenin düşüşü gibi onun üzerine üşüşüyorlardı»dır. «لبدا» şeklinde de okunmuştur; yani üzerine izdiham etmeleri sebebiyle birbirine yapışıp keçeleşmiş olarak. «libd»in çoğulu «elbâd» ve «lübûd»dur. «ألبدت السرج»: eyere keçe koydum; «ألبدت الفرس»: atın üzerine keçe attım demektir; «أسرجته» (eyerledim), «ألجمته» (gem vurdum), «ألببته» (kolan bağladım) gibi. «el-libde»: ondan (keçeden) bir parçadır. «هو أمنع من لبدة الأسد» (o, aslanın libdesinden daha korunaklıdır) denmiştir; yani onun göğsünden. «لبد الشعر» (saç keçeleşti, birbirine yapıştı). «ألبد بالمكان»: keçesine yapışır gibi bir yere yapıştı, orada kalıp ayrılmadı. «لبدت الإبل لبدا»: develer, kendilerini yoracak kadar çok ot yediler. Onun «مالا لبدا» [90:6] sözü ise: çok, birbirine yığılmış (mal) demektir. «ما له سبد ولا لبد» (ne kılı var ne yünü) denmiştir. «Lübed»: yere yapışmayı âdet edinen bir kuştur. Lokman'ın akbabalarının sonuncusuna da «Lübed» denirdi. «ألبد البعير»: deve, tezeğinden ötürü keçelenmiş (topaklanmış) hale geldi. Bu ifadeyle bazen devenin güzelliği kastedilir; çünkü bu durum onun otu bol bulduğuna ve semizliğine delalet eder. «ألبدت القربة»: su tulumunu «lebîd» içine, yani küçük bir çuval içine koydum.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)