الردف: التابع، وردف المرأة: عجيزتها، والترادف: التتابع، والرادف: المتأخر، والمردف: المتقدم الذي أردف غيره، قال تعالى: فاستجاب لكم أني ممدكم بألف من الملائكة مردفين [الأنفال/ 9]، قال أبو عبيدة: مردفين: جائين بعد ، فجعل ردف وأردف بمعنى واحد، وأنشد: 185- إذا الجوزاء أردفت الثريا وقال غيره: معناه مردفين ملائكة أخرى، فعلى هذا يكونون ممدين بألفين من الملائكة، وقيل: عنى بالمردفين المتقدمين للعسكر يلقون في قلوب العدى الرعب. وقرئ مردفين أي: أردف كل إنسان ملكا، (ومردفين) يعني مرتدفين، فأدغم التاء في الدال، وطرح حركة التاء على الدال. وقد قال في سورة آل عمران: ألن يكفيكم أن يمدكم ربكم بثلاثة آلاف من الملائكة منزلين بلى إن تصبروا وتتقوا ويأتوكم من فورهم هذا يمددكم ربكم بخمسة آلاف من الملائكة مسومين. وأردفته: حملته على ردف الفرس، والرداف: مركب الردف، ودابة لا ترادف ولا تردف ، وجاء واحد فأردفه آخر. وأرداف الملوك: الذين يخلفونهم.
Exdore translation — not part of the source
er-redf: ardından gelen, tâbi olan. Redfü'l-mer'e: kadının kalçası (arka kısmı). et-Terâdüf: peş peşe gelmek, birbirini izlemek. er-râdif: sonradan/arkadan gelen. el-mürdif: önde giden, başkasını ardına katan (arkasına bindiren) kimse. Yüce Allah şöyle buyurdu: "Rabbiniz duanızı kabul etti: Ben size ard arda gelen bin melekle yardım edeceğim" [8:9]. Ebû Ubeyde dedi ki: mürdifîn, "arkadan/sonradan gelenler" demektir; böylece "redife" ile "erdefe" fiillerini aynı anlamda kabul etti ve şu beyti örnek verdi: 185- Cevzâ, Süreyyâ'nın ardından geldiğinde Bir başkası ise şöyle dedi: anlamı, "başka melekleri ardlarına katıp getiren" demektir; buna göre onlar iki bin melekle takviye edilmiş olurlar. Şöyle de denildi: mürdifîn ile, ordunun önünde giden ve düşmanların kalplerine korku salan (melekler) kastedilmiştir. "Mürdefîn" (edilgen) şeklinde de okundu, yani: her insanın ardına bir melek katıldı. "Mürdifîn", "mürtedifîn" (birbiri ardınca gelenler) demektir; (bu kıraatte) tâ, dâl'a idgam edilmiş ve tâ'nın harekesi dâl'a aktarılmıştır. Âl-i İmrân sûresinde de şöyle buyurdu: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi? Evet, sabreder ve sakınırsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler bile, Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım eder." Erdeftuhû: onu atın terkisine (redf) bindirdim. er-ridâf: terkiye binenin oturduğu yer. "Terkisine ikinci bir binici almayan hayvan" (denir). Biri geldi, sonra bir başkası onun ardından geldi. Erdâfü'l-mülûk: kralların yerine geçen (ardıl) kimselerdir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)