الألد: الخصيم الشديد التأبي، وجمعه: لد. قال تعالى: وهو ألد الخصام [البقرة/ 204]، وقال: وتنذر به قوما لدا [مريم/ 97]. وأصل الألد: الشديد اللدد، أي: صفحة العنق، وذلك إذا لم يمكن صرفه عما يريده، وفلان يتلدد، أي: يتلفت، واللدود ما سقي الإنسان من دواء في أحد شقي فمه، وقد التددت ذلك.
Exdore translation — not part of the source
el-Eledd: şiddetle direnen, inatçı hasım. Çoğulu: lüdd. Yüce Allah şöyle buyurdu: "O, hasımların en yamanıdır" [2:204]. Ve şöyle buyurdu: "Onunla inatçı bir topluluğu uyarasın" [19:97]. El-eledd'in aslı, "leded"i şiddetli olan demektir; leded ise boynun yan tarafıdır (safhatü'l-unuk). Bu (kullanım), kişinin istediği şeyden döndürülemediği/vazgeçirilemediği durumda söz konusudur. "Falan kişi yetleddedu" denir, yani sağa sola bakınır. El-ledûd: insana ağzının bir yanından içirilen ilaçtır. "İlteddtü zâlike" (onu böylece içtim) de denmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)