الهشم: كسر الشيء الرخو كالنبات. قال تعالى: فأصبح هشيما تذروه الرياح [الكهف/ 45]، فكانوا كهشيم المحتظر [القمر/ 31] يقال: هشم عظمه، ومنه: هشمت الخبز، قال الشاعر: 468- عمرو العلا هشم الثريد لقومه %~% ورجال مكة مسنتون عجاف والهاشمة: الشجة تهشم عظم الرأس، واهتشم كل ما في ضرع الناقة: إذا احتلبه ويقال: تهشم فلان على فلان: تعطف.
Exdore translation — not part of the source
el-Heşm: bitki gibi yumuşak/gevrek bir şeyi kırıp ufalamaktır. Yüce Allah şöyle buyurdu: "فأصبح هشيما تذروه الرياح [18:45]" (böylece rüzgârların savurduğu kuru çer çöp hâline gelir); "فكانوا كهشيم المحتظر [54:31]" (ağıl yapanın kuruyup ufalanmış çalı çırpısı gibi oldular). "Heşeme azmehû" (kemiğini kırıp ezdi) denir. Bundan: "heşemtü'l-hubz" (ekmeği doğrayıp ufaladım). Şair şöyle demiştir: 468- Yüce Amr, kavmi için tiridi doğrayıp ufaladı %~% Mekke erkekleri ise kıtlıktan (perişan), zayıf ve cılızdı el-Hâşime: baş kemiğini kırıp ufalayan baş yarasıdır. "İhteşeme külle mâ fî dar'i'n-nâka": deve memesindeki her şeyi (sütü) sağıp bitirdiğinde (böyle denir). Ayrıca "teheşşeme fülânün alâ fülân" denir: (birine) şefkat/merhamet gösterdi.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)