← Rehberler

Kuran'da Adalet: Kendi Aleyhine de Olsa Doğru Ol

Adalet, çoğu zaman "başkalarına" yönelik bir talep gibi düşünülür. Oysa Kuran adaleti çok daha derin bir yere koyar: kendi çıkarına, sevdiklerine, hatta öfkene rağmen ayakta tutulması gereken bir duruş olarak. Bu yazı bir tartışma değil; adaletin neden imanın kalbinde durduğunu birlikte anlamaya yönelik samimi bir davet.

Kuran ne diyor?

Ey iman edenler! Adaleti (titizlikle) ayakta tutan, kendiniz, ana baba(nız) ve yakınlar(ınız) aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kişiler olun! (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin de fakir de olsalar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Adalet(ten sapma) konusunda arzular(ınız)a uymayın! (Şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) veya şahitlik etmekten kaçınırsanız, (bilin ki) şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (4:135)

Ey iman edenler! Allah için şahitlik edenler olarak adaleti titizlikle ayakta tutanlar olun! Bir topluma (karşı) öfke(niz) sizi adaletsizlik suçuna sevk etmesin! Adil olun! O (adil davranmak), (Allah'a karşı) takvâlı (duyarlı) olmaya daha yakın (bir davranış)tır. Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (5:8)

Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkinliği, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. (O, gerçekleri) hatırlayasınız diye size öğüt vermektedir. (16:90)

Şüphesiz ki biz, elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde Kitabı ve ölçüyü indirdik... (57:25)

Anahtar kelime / kök

Ayetlerde geçen iki ifade dikkat çeker (kelime notu): kıst (adaleti titizlikle ayakta tutmak, 4:135 ve 5:8'de "kavvâmîn bi'l-kıst" / "kavvâmîn li'llâh bi'l-kıst") ve adl (16:90'da "el-adl"). 57:25'te ise adaletin yanına "mîzân" (ölçü/terazi) konur: elçiler Kitap ve ölçü ile gönderilmiştir.

Ne öğreniyoruz?

Bu ayetlerden çıkan anlam (yorum): Adalet, Kuran'da pazarlık konusu olmayan bir ilkedir. 4:135 onu kişinin kendi çıkarının, ailesinin, zengin-fakir ayrımının üstüne koyar. 5:8 ise adaletin en zorlandığı anı işaret eder: birine ya da bir topluluğa duyulan öfke. Ayet bu öfkenin meşru bir adaletsizlik gerekçesi olamayacağını söyler ve adil olmayı "takvâya daha yakın" diye över. 16:90 adaleti iyilik (ihsan) ile birlikte anar; 57:25 ise onu peygamberlerin gönderiliş amacının merkezine yerleştirir. Yani adalet sadece bir kural değil, vahyin taşıdığı temel bir gayedir (yorum).

Dürüst sınır

Metin düzeyinde kesin olan: Kuran adaleti emreder, öfkenin adaletsizliğe sürüklemesini yasaklar ve elçilerin adalet için gönderildiğini söyler (4:135; 5:8; 16:90; 57:25). Yorum düzeyinde tartışmalı olan: bu ilkenin somut hukuki/kurumsal uygulamaları (şahitlik usulü, ceza hukuku ayrıntıları vb.) büyük ölçüde fıkıh ve içtihat alanına aittir; bunlar Kuran metninin doğrudan lafzı değil, ondan türetilen ictihadlardır ve mezhepler arasında farklılık gösterir.

Sonuç: Kuran'ın adalet çağrısı, en çok kendi aleyhimize döndüğünde sınanır. Öfkemize, çıkarımıza, yakınlık bağımıza rağmen "adil olun" diyen bir kitap, aslında bizi daha temiz, daha güvenilir, Allah'a daha yakın bir hayata davet ediyor. Bu davete kulak vermek, hem kendimize hem çevremize yapılabilecek en güzel iyiliklerden biridir.

Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrimiyla sunulur; fikhi fetva degildir.

İlgili ayetler