← Sure 4

4:135

۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ ۚ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا ۖ فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ ۚ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُونُوا۟
olun
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُونُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قَوَّٰمِينَ
ayakta tutarak
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوَّٰمِينَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
بِٱلْقِسْطِ
adaleti
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsimeril، mecrûr (genitif)
شُهَدَآءَ
şahidler
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شُهَدَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)، sıfat
لِلَّهِ
Allah için
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلَوْ
bile olsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
عَلَىٰٓ
aleyhinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِكُمْ
kendinizin
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوِ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوِEdatatıf bağlacı
ٱلْوَٰلِدَيْنِ
ana babanızın
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَٰلِدَيْنِİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَقْرَبِينَ
ve yakınlarınızın
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَقْرَبِينَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
يَكُنْ
olsalar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُنْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
غَنِيًّا
zengin
İsim
Kök: غني
Dilbilgisi (i'rab)
غَنِيًّاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
فَقِيرًا
fakir de
İsim
Kök: فقر
Dilbilgisi (i'rab)
فَقِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَٱللَّهُ
çünkü Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَوْلَىٰ
daha yakındır
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلَىٰİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِهِمَا
ikisine de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمَاİsimzamir، 3. ikil
فَلَا
öyle ise sapmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَتَّبِعُوا۟
uyarak
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْهَوَىٰٓ
keyfinize
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هَوَىٰٓİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَن
adaletten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَعْدِلُوا۟
adalet yapan
Fiil
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْدِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
تَلْوُۥٓا۟
eğip bükerseniz
Fiil
Kök: لوي
Dilbilgisi (i'rab)
تَلْوُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ۥٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تُعْرِضُوا۟
doğruyu söylemezseniz
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
تُعْرِضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِنَّ
muhakkak ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
كَانَ
olandır
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِمَا
yaptıklarınızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَبِيرًا
haberdar
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Adaleti (titizlikle) ayakta tutan, kendiniz, ana baba(nız) ve yakınlar(ınız) aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kişiler olun! (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin de fakir de olsalar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Adalet(ten sapma) konusunda arzular(ınız)a uymayın! (Şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) veya şahitlik etmekten kaçınırsanız, (bilin ki) şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! stand out firmly for justice, as witnesses to Allah, even as against yourselves, or your parents, or your kin, and whether it be (against) rich or poor: for Allah can best protect both. Follow not the lusts (of your hearts), lest ye swerve, and if ye distort (justice) or decline to do justice, verily Allah is well-acquainted with all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, uphold justice and bear witness to God, even if it is against yourselves, your parents, or your close relatives. Whether the person is rich or poor, God can best take care of both. Refrain from following your own desire, so that you can act justly- if you distort or neglect justice, God is fully aware of what you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Be ye staunch in justice, witnesses for Allah, even though it be against yourselves or (your) parents or (your) kindred, whether (the case be of) a rich man or a poor man, for Allah is nearer unto both (them ye are). So follow not passion lest ye lapse (from truth) and if ye lapse or fall away, then lo! Allah is ever Informed of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, be persistently standing firm in justice, witnesses for Allāh, even if it be against yourselves or parents and relatives. Whether one is rich or poor, Allāh is more worthy of both. So follow not [personal] inclination, lest you not be just. And if you distort [your testimony] or refuse [to give it], then indeed Allāh is ever, of what you do, Aware.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، كونوا قائمين بالعدل، مؤدين للشهادة لوجه الله تعالى، ولو كانت على أنفسكم، أو على آبائكم وأمهاتكم، أو على أقاربكم، مهما كان شأن المشهود عليه غنيًّا أو فقيرًا؛ فإن الله تعالى أولى بهما منكم، وأعلم بما فيه صلاحهما، فلا يحملنَّكم الهوى والتعصب على ترك العدل، وإن تحرفوا الشهادة بألسنتكم فتأتوا بها على غير حقيقتها، أو تعرضوا عنها بترك أدائها أو بكتمانها، فإن الله تعالى كان عليمًا بدقائق أعمالكم، وسيجازيكم بها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?