← Kök sözlüğü
جدر

duvar

4 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

4
Geçiş
3
Lemma
4
Biçim
3
Sure

Klasik sözlük

جدر

الجدار: الحائط، إلا أن الحائط يقال اعتبارا بالإحاطة بالمكان، والجدار يقال اعتبارا بالنتو والارتفاع، وجمعه جدر. قال تعالى: وأما الجدار فكان لغلامين [الكهف/ 82]، وقال: جدارا يريد أن ينقض فأقامه [الكهف/ 77]، وقال تعالى: أو من وراء جدر [الحشر/ 14]، و# في الحديث: «حتى يبلغ الماء الجدر» ، وجدرت الجدار: رفعته، واعتبر منه معنى النتو فقيل: جدر الشجر: إذا خرج ورقه كأنه حمص، وسمي النبات الناتئ من الأرض جدرا، الواحد: جدرة، وأجدرت الأرض: أخرجت ذلك، وجدر الصبي وجدر: إذا خرج جدريه تشبيها بجدر الشجر. وقيل: الجدري والجدرة: سلعة تظهر في الجسد، وجمعها أجدار، وشاة جدراء والجيدر: القصير. اشتق ذلك من الجدار، وزيد فيه حرف على سبيل التهكم حسبما بيناه في «أصول الاشتقاق». والجدير: المنتهى لانتهاء الأمر إليه انتهاء الشيء إلى الجدار، وقد جدر بكذا فهو جدير، وما أجدره بكذا وأجدر به.

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

el-Cidâr: Duvar. Ancak "hâit" (duvar) kelimesi, mekânı kuşatması (ihâta) itibariyle kullanılır; "cidâr" ise çıkıntı (nütû) ve yükseklik itibariyle kullanılır. Çoğulu "cüdür"dür. Allah şöyle buyurdu: "O duvara gelince, o iki oğlana aitti" [18:82]; ve şöyle buyurdu: "Yıkılmak üzere olan bir duvar (buldular); o (Hızır) onu doğrulttu" [18:77]; ve Allah şöyle buyurdu: "yahut duvarlar arkasından" [59:14]. Hadiste ise: "Su, cidr'e (setlere/duvara) ulaşıncaya kadar" (buyrulmuştur). "Ceddertü'l-cidâr": duvarı yükselttim. Ondan çıkıntı (nütû) anlamı alınarak "cedera'ş-şecer" (ağaç yaprak verdi) denir: ağacın yaprağı nohut gibi çıktığında (kullanılır). Yerden çıkıntı yaparak biten bitkiye "cedr" denildi; tekili "cedre"dir. "Ecdereti'l-ard": yer bu (bitkiyi) çıkardı. "Cüdira's-sabiyy" ve "cedira": çocukta çiçek hastalığı (cüderî) çıktığında, ağacın çıkıntı yapmasına (cedr) benzetilerek (denir). Şöyle de denildi: "el-cüderî" ve "el-cedre" bedende çıkan bir ur/şişkinliktir; çoğulu "ecdâr"dır. "Şâtün cedrâ" (bu tür şişkinlikleri olan koyun). "el-Ceyder": kısa (boylu). Bu (kelime) "cidâr"dan türetilmiştir; "Usûlü'l-İştikâk" (adlı eserimizde) açıkladığımız üzere, alay/istihzâ (tehekküm) yoluyla içine bir harf eklenmiştir. "el-Cedîr": bir şeyin duvara varıp dayanması gibi, işin kendisine ulaşıp dayandığı son nokta. "Cedura bikezâ" (falan şeye layık oldu) denir; o kimse "cedîr" (layık/uygun) olur. "Mâ ecderahû bikezâ" ve "ecdir bihî" (o buna ne kadar da layıktır!) denir.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 3

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

جِدارİsimduvar2
جُدُرİsimduvarların1
أَجْدَرİsimve daha müsaittirler1

Türevler · 4

وَأَجْدَرُ
ve daha müsaittirler
1
ٱلْجِدَارُ
duvar
1
جِدَارًا
bir duvar
1
جُدُرٍۭ
duvarların
1

Geçişler