← Sure 18

18:77

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ ۖ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

Kelime kelime

فَٱنطَلَقَا
yine yürüdüler
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱنطَلَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَآ
vardıklarında
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَتَيَآ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَيَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
آİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
أَهْلَ
halkına
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَرْيَةٍ
bir kent
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ٱسْتَطْعَمَآ
yemek istediler
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَطْعَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
آİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
أَهْلَهَا
oranın halkından
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَأَبَوْا۟
fakat kaçındılar
Fiil
Kök: أبي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
onları konuklamaktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُضَيِّفُوهُمَا
onları ağırlamak
Fiil
Kök: ضيف
Dilbilgisi (i'rab)
يُضَيِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
فَوَجَدَا
derken buldular
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
جِدَارًا
bir duvar
İsim
Kök: جدر
Dilbilgisi (i'rab)
جِدَارًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يُرِيدُ
yüz tutan
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَن
yıkılmağa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَنقَضَّ
çökmek
Fiil
Kök: قضض
Dilbilgisi (i'rab)
يَنقَضَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَأَقَامَهُۥ
hemen onu doğrulttu
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَقَامَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
(Musa) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdatşart
شِئْتَ
isteseydin
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شِئْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَتَّخَذْتَ
alırdın
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
تَّخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْهِ
buna karşılık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَجْرًا
bir ücret
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa'nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: "Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yine yola çıkmışlardı. Sonunda bir şehir halkına ulaşıp onlardan yiyecek istemişlerdi. Ancak (şehir halkı) onları misafir etmekten kaçınmıştı. Orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaşmışlardı. (Melek) hemen onu doğrultmuştu (tamir etmişti). (Musa) “Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then they proceeded: until, when they came to the inhabitants of a town, they asked them for food, but they refused them hospitality. They found there a wall on the point of falling down, but he set it up straight. (Moses) said: "If thou hadst wished, surely thou couldst have exacted some recompense for it!"

A. Yusuf Alipublic-domain

And so they travelled on. Then, when they came to a town and asked the inhabitants for food but were refused hospitality, they saw a wall there that was on the point of falling down and the man repaired it. Moses said, ‘But if you had wished you could have taken payment for doing that.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So they twain journeyed on till, when they came unto the folk of a certain township, they asked its folk for food, but they refused to make them guests. And they found therein a wall upon the point of falling into ruin, and he repaired it. (Moses) said: If thou hadst wished, thou couldst have taken payment for it.

M. Pickthallpublic-domain

So they set out, until when they came to the people of a town, they asked its people for food, but they refused to offer them hospitality. And they found therein a wall about to collapse, so he [i.e., al-Khiḍr] restored it. [Moses] said, "If you wished, you could have taken for it a payment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فذهب موسى والخَضِر حتى أتيا أهل قرية، فطلبا منهم طعامًا على سبيل الضيافة، فامتنع أهل القرية عن ضيافتهما، فوجدا فيها حائطًا مائلا يوشك أن يسقط، فعدَّل الخَضِر مَيْلَه حتى صار مستويًا، قال له موسى: لو شئت لأخذت على هذا العمل أجرًا تصرفه في تحصيل طعامنا حيث لم يضيفونا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular