النفل قيل: هو الغنيمة بعينها لكن اختلفت العبارة عنه لاختلاف الاعتبار، فإنه إذا اعتبر بكونه مظفورا به يقال له: غنيمة، وإذا اعتبر بكونه منحة من الله ابتداء من غير وجوب يقال له: نفل، ومنهم من فرق بينهما من حيث العموم والخصوص، فقال: الغنيمة ما حصل مستغنما بتعب كان أو غير تعب، وباستحقاق كان أو غير استحقاق، وقبل الظفر كان أو بعده. والنفل: ما يحصل للإنسان قبل القسمة من جملة الغنيمة، وقيل: هو ما يحصل للمسلمين بغير قتال، وهو الفيء ، وقيل هو ما يفصل من المتاع ونحوه بعد ما تقسم الغنائم، وعلى ذلك حمل قوله تعالى: يسئلونك عن الأنفال الآية [الأنفال/ 1]، وأصل ذلك من النفل. أي: الزيادة على الواجب، ويقال له: النافلة. قال تعالى: ومن الليل فتهجد به نافلة لك [الإسراء/ 79]، وعلى هذا قوله: ووهبنا له إسحاق ويعقوب نافلة [الأنبياء/ 72] وهو ولد الولد، ويقال: نفلته كذا. أي: أعطيته نفلا، ونفله السلطان: أعطاه سلب قتيله نفلا. أي: تفضلا وتبرعا، والنوفل: الكثير العطاء، وانتفلت من كذا: انتقيت منه.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
en-Nefl (النفل): Bir görüşe göre bu, bizzat ganimetin kendisidir; ancak farklı açılardan değerlendirildiği için ondan farklı sözcüklerle söz edilmiştir. Zira zaferle elde edilmiş olması yönünden bakıldığında ona "ganimet" denir; Allah'tan gelen, bir zorunluluk olmaksızın baştan verilen bir bağış olması yönünden bakıldığında ise ona "nefl" denir. Kimileri de ikisi arasını genellik ve özellik (umum ve husus) açısından ayırmış ve şöyle demiştir: Ganimet, ister yorularak ister yorulmadan, ister hak edilerek ister hak edilmeksizin, ister zaferden önce ister sonra olsun, kazanç olarak elde edilen her şeydir. Nefl ise, insanın ganimet toplamından paylaşımdan önce eline geçendir. Bir görüşe göre o, Müslümanların savaşsız elde ettiği şeydir; bu da "fey"dir. Bir görüşe göre de o, ganimetler paylaşıldıktan sonra maldan ve benzeri şeylerden ayrılıp verilen şeydir. Yüce Allah'ın "Sana ganimetlerden (el-enfâl) soruyorlar" [8:1] ayeti buna göre yorumlanmıştır. Bunun aslı en-nefl'den gelir; yani zorunlu olanın üzerine yapılan fazlalıktan. Buna "nâfile" de denir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gecenin bir kısmında da, sana özgü bir fazlalık (nâfile) olarak onunla teheccüd namazı kıl" [17:79]. "Ona İshak'ı ve fazladan (nâfileten) da Yakub'u bağışladık" [21:72] ayeti de bunun üzerinedir; buradaki (nâfile) torun (çocuğun çocuğu) demektir. "Neffeltuhû keza" denir; yani "ona nefl olarak verdim" demektir. "Neffelehu's-sultân": Sultan, öldürdüğü kişinin üzerinden aldığı ganimeti (selebi) ona nefl olarak, yani lütuf ve ihsan olarak verdi, demektir. En-Nevfel: çok bağışta bulunan (cömert) kimsedir. "İntefeltu min keza": ondan seçtim, ayıkladım, demektir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)