← Sure 10

10:103

ثُمَّ نُنَجِّى رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنجِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Kelime kelime

ثُمَّ
Sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
نُنَجِّى
kurtarırız
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نُنَجِّىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
رُسُلَنَا
peygamberlerimizi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
iman eden(leri)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
حَقًّا
bir haktır
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَلَيْنَا
üzerimize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نُنجِ
kurtarmak
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نُنجِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Mü'minleri
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böylece, üzerimize bir borç olarak inananları kurtaracağız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

In the end We deliver Our messengers and those who believe: Thus is it fitting on Our part that We should deliver those who believe!

A. Yusuf Alipublic-domain

In the end We shall save Our messengers and the believers. We take it upon Ourself to save the believers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then shall We save Our messengers and the believers, in like manner (as of old). It is incumbent upon Us to save believers.

M. Pickthallpublic-domain

Then We will save Our messengers and those who have believed. Thus, it is an obligation upon Us that We save the believers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم ننجِّي رسلنا والذين آمنوا معهم، وكما نجينا أولئك ننجِّيك -أيها الرسول- ومن آمن بك تفضلا منَّا ورحمة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?