← Sure 12

12:83

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا ۖ فَصَبْرٌ جَمِيلٌ ۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

Kelime kelime

قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَلْ
herhalde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
سَوَّلَتْ
süsledi
Fiil
Kök: سول
Dilbilgisi (i'rab)
سَوَّلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَنفُسُكُمْ
nefisleriniz
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَمْرًا
bir işi
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَصَبْرٌ
artık sabretmek gerek
İsim
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
صَبْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
جَمِيلٌ
güzelce
İsim
Kök: جمل
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
عَسَى
belki de
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
عَسَىFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَن
bana getirir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِيَنِى
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِهِمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
جَمِيعًا
hepsini
İsim
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّهُۥ
çünkü o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْعَلِيمُ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَلِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْحَكِيمُ
herşeyi hikmetle yapandır
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَكِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yakup onlara) şöyle demişti: “Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Şüphesiz ki sadece O bilendir, doğru hüküm verendir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Jacob said: "Nay, but ye have yourselves contrived a story (good enough) for you. So patience is most fitting (for me). Maybe Allah will bring them (back) all to me (in the end). For He is indeed full of knowledge and wisdom."

A. Yusuf Alipublic-domain

Their father said, ‘No! Your souls have prompted you to do wrong! But it is best to be patient: may God bring all of them back to me- He alone is the All Knowing, the All Wise,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(And when they came unto their father and had spoken thus to him) he said: Nay, but your minds have beguiled you into something. (My course is) comely patience! It may be that Allah will bring them all unto me. Lo! He, only He, is the Knower, the Wise.

M. Pickthallpublic-domain

[Jacob] said, "Rather, your souls have enticed you to something, so patience is most fitting. Perhaps Allāh will bring them to me all together. Indeed, it is He who is the Knowing, the Wise."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما رجعوا وأخبروا أباهم قال لهم: بل زَيَّنَت لكم أنفسكم الأمَّارة بالسوء مكيدة دبَّرتموها كما فعلتم مِن قبل مع يوسف، فصبري صبر جميل لا جزع فيه ولا شكوى معه، عسى الله أن يردَّ إليَّ أبنائي الثلاثة -وهم يوسف وشقيقه وأخوهم الكبير المتخلف من أجل أخيه- إنه هو العليم بحالي، الحكيم في تدبيره.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?