← Sure 18

18:91

كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

Kelime kelime

كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
وَقَدْ
ve muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
أَحَطْنَا
biliyorduk
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَطْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِمَا
onun yanındakini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
لَدَيْهِ
yanında
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَدَيْİsimmekân zarfı
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
خُبْرًا
ilmimizle
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خُبْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştanbaşa biliyorduk.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(He left them) as they were: We completely understood what was before him.

A. Yusuf Alipublic-domain

And so it was: We knew all about him.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So (it was). And We knew all concerning him.

M. Pickthallpublic-domain

Thus. And We had encompassed [all] that he had in knowledge.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

كذلك وقد أحاط عِلْمُنا بما عنده من الخير والأسباب العظيمة، حيثما توجَّه وسار.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution