← Sure 18

18:90

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

Kelime kelime

حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
ne zaman ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
بَلَغَ
ulaştı
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَغَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَطْلِعَ
doğduğu yere
İsim
Kök: طلع
Dilbilgisi (i'rab)
مَطْلِعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلشَّمْسِ
güneşin
İsim
Kök: شمس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّمْسِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَجَدَهَا
ve onu buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
تَطْلُعُ
doğarken
Fiil
Kök: طلع
Dilbilgisi (i'rab)
تَطْلُعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍ
bir kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّمْ
yapmadığımız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
نَجْعَل
yaptı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
نَجْعَلFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَّهُم
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مِّن
ona (güneşe) karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
دُونِهَا
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
سِتْرًا
bir siper
İsim
Kök: ستر
Dilbilgisi (i'rab)
سِتْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda Güneş'in doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir toplum üzerine doğar buldu ki onlar için onun ardında (Güneş'e karşı) bir örtü yapmamıştık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Until, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We had provided no covering protection against the sun.

A. Yusuf Alipublic-domain

then, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We had provided no shelter from it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Till, when he reached the rising-place of the sun, he found it rising on a people for whom We had appointed no shelter therefrom.

M. Pickthallpublic-domain

Until, when he came to the rising of the sun [i.e., the east], he found it rising on a people for whom We had not made against it any shield.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حتى إذا وصل إلى مطلع الشمس وجدها تطلع على قوم ليس لهم بناء يسترهم، ولا شجر يظلهم من الشمس.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?