← Sure 2

2:137

فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍ ۖ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Kelime kelime

فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنْEdatşart
ءَامَنُوا۟
iman ederlerse
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمِثْلِ
gibi
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مِثْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
مَآ
sizin iman ettiğiniz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَامَنتُم
iman ettiyseniz
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فَقَدِ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قَدِEdattahkik (kad)
ٱهْتَدَوا۟
doğru yolu bulmuş olurlar
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱهْتَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَّإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَّEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَوَلَّوْا۟
dönerlerse
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَإِنَّمَا
mutlaka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِى
içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
شِقَاقٍ
anlaşmazlık (düşerler)
İsim
Kök: شقق
Dilbilgisi (i'rab)
شِقَاقٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَسَيَكْفِيكَهُمُ
onlara karşı sana yeter
Fiil
Kök: كفي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَكْفِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَهُوَ
ve O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمِيعُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعَلِيمُ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَلِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Dönerlerse, yalnızca anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O, duyandır, bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So if they believe as ye believe, they are indeed on the right path; but if they turn back, it is they who are in schism; but Allah will suffice thee as against them, and He is the All-Hearing, the All-Knowing.

A. Yusuf Alipublic-domain

So if they believe like you do, they will be rightly guided. But if they turn their backs, then they will be entrenched in opposition. God will protect you from them: He is the All Hearing, the All Knowing. And say [believers],

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if they believe in the like of that which ye believe, then are they rightly guided. But if they turn away, then are they in schism, and Allah will suffice thee (for defence) against them. He is the Hearer, the Knower.

M. Pickthallpublic-domain

So if they believe in the same as you believe in, then they have been [rightly] guided; but if they turn away, they are only in dissension, and Allāh will be sufficient for you against them. And He is the Hearing, the Knowing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإنْ آمن الكفار من اليهود والنصارى وغيرهم بمثل الذي آمنتم به، مما جاء به الرسول، فقد اهتدوا إلى الحق، وإن أعرضوا فإنما هم في خلاف شديد، فسيكفيك الله -أيها الرسول- شرَّهم وينصرك عليهم، وهو السميع لأقوالكم، العليم بأحوالكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?