← Sure 2

2:160

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

Kelime kelime

إِلَّا
ancak hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
ٱلَّذِينَ
(kimseler)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
تَابُوا۟
tevbe edip
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَابُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَصْلَحُوا۟
uslananlar
Fiil
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَصْلَحُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَبَيَّنُوا۟
ve (gerçeği) açıklayanlar
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيَّنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَتُوبُ
tevbelerini kabul ederim
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
أَتُوبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
عَلَيْهِمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَنَا
çünkü ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنَاİsimzamir، 1. tekil
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul edenim
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّوَّابُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، merfû (nominatif)
ٱلرَّحِيمُ
çok esirgeyenim
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler ve (gerçeği) açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul edenim; çok merhametli olanım.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Except those who repent and make amends and openly declare (the Truth): To them I turn; for I am Oft-returning, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

unless they repent, make amends, and declare the truth. I will certainly accept their repentance: I am the Ever Relenting, the Most Merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Except those who repent and amend and make manifest (the truth). These it is toward whom I relent. I am the Relenting, the Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

Except for those who repent and correct themselves and make evident [what they concealed]. Those - I will accept their repentance, and I am the Accepting of Repentance, the Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إلا الذين رجعوا مستغفرين الله من خطاياهم، وأصلحوا ما أفسدوه، وبَيَّنوا ما كتموه، فأولئك أقبل توبتهم وأجازيهم بالمغفرة، وأنا التواب على من تاب من عبادي، الرحيم بهم؛ إذ وفقتُهم للتوبة وقبلتها منهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?