← Sure 22

22:55

وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ

Kelime kelime

وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَزَالُ
bitmez
Fiil
Kök: زيل
Dilbilgisi (i'rab)
يَزَالُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
inkar edenlerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
içinde (olmaları)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
مِرْيَةٍ
kuşku
İsim
Kök: مري
Dilbilgisi (i'rab)
مِرْيَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُ
o(Kur'a)ndan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
تَأْتِيَهُمُ
kendilerine gelinceye
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّاعَةُ
o sa'at
İsim
Kök: سوع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّاعَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
بَغْتَةً
ansızın
İsim
Kök: بغت
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْتَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يَأْتِيَهُمْ
kendilerine gelinceye kadar
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَذَابُ
azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابُİsimeril، merfû (nominatif)
يَوْمٍ
günün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَقِيمٍ
kısır (hayırsız)
İsim
Kök: عقم
Dilbilgisi (i'rab)
عَقِيمٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

İnkar edenler, ceza saati kendilerine ansızın gelene veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar Kuran'dan şüphe etmekte devam ederler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur'ân'dan şüphe etmekte devam edip giderler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar, kendilerine o (Son) Saat ansızın gelinceye veya kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur’an’ın) hakkında hep şüphe içindedir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who reject Faith will not cease to be in doubt concerning (Revelation) until the Hour (of Judgment) comes suddenly upon them, or there comes to them the Penalty of a Day of Disaster.

A. Yusuf Alipublic-domain

The disbelievers will remain in doubt about it until the Hour suddenly overpowers them or until torment descends on them on a Day devoid of all hope.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who disbelieve will not cease to be in doubt thereof until the Hour come upon them unawares, or there come unto them the doom of a disastrous day.

M. Pickthallpublic-domain

But those who disbelieve will not cease to be in doubt of it until the Hour comes upon them unexpectedly or there comes to them the punishment of a barren Day.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا يزال الكافرون المكذبون في شك مما جئتهم به من القرآن إلى أن تأتيهم الساعة فجأة، وهم على تكذيبهم، أو يأتيهم عذاب يوم لا خير فيه، وهو يوم القيامة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular