← Sure 3

3:178

وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِثْمًا ۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

Kelime kelime

وَلَا
sanmasınlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَحْسَبَنَّ
sanma
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْسَبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوٓا۟
inkar edenler
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّمَا
ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاİsimism-i mevsûl
نُمْلِى
süre vermemiz
Fiil
Kök: ملو
Dilbilgisi (i'rab)
نُمْلِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَهُمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
خَيْرٌ
hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّأَنفُسِهِمْ
kendileri için
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّمَا
biz süre veriyoruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
نُمْلِى
süre vermemiz
Fiil
Kök: ملو
Dilbilgisi (i'rab)
نُمْلِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لِيَزْدَادُوٓا۟
artırsınlar diye
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَزْدَادُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِثْمًا
günahı
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
إِثْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
عَذَابٌ
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّهِينٌ
alçaltıcı
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
مُّهِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar sanmasınlar ki kendilerine zaman tanımamız, onlar için hayırlıdır. Onlara zaman tanıyoruz; sonunda günahlarını artıracaklar. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Let not the Unbelievers think that our respite to them is good for themselves: We grant them respite that they may grow in their iniquity: But they will have a shameful punishment.

A. Yusuf Alipublic-domain

The disbelievers should not think that it is better for them that We give them more time: when We give them more time they become more sinful- a shameful torment awaits them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And let not those who disbelieve imagine that the rein We give them bodeth good unto their souls. We only give them rein that they may grow in sinfulness. And theirs will be a shameful doom.

M. Pickthallpublic-domain

And let not those who disbelieve ever think that [because] We extend their time [of enjoyment] it is better for them. We only extend it for them so that they may increase in sin, and for them is a humiliating punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا يظننَّ الجاحدون أننا إذا أَطَلْنا أعمارهم، ومتعناهم بمُتع الدنيا، ولم تؤاخذهم بكفرهم وذنوبهم، أنهم قد نالوا بذلك خيرًا لأنفسهم، إنما نؤخر عذابهم وآجالهم؛ ليزدادوا ظلمًا وطغيانًا، ولهم عذاب يهينهم ويذلُّهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?