← Sure 39

39:41

إِنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ ۖ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

Kelime kelime

إِنَّآ
elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَنزَلْنَا
indirdik
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلْكِتَٰبَ
Kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لِلنَّاسِ
insanlar için
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
بِٱلْحَقِّ
hak ile
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
فَمَنِ
artık kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱهْتَدَىٰ
doğru yola gelirse
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱهْتَدَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَلِنَفْسِهِۦ
kendi yararınadır
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
ضَلَّ
saparsa
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَضِلُّ
sapmış olur
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَضِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْهَا
kendi zararına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَمَآ
ve değil(sin)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
عَلَيْهِم
onların üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِوَكِيلٍ
vekil
İsim
Kök: وكل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
وَكِيلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla vekil değilsin.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Verily We have revealed the Book to thee in Truth, for (instructing) mankind. He, then, that receives guidance benefits his own soul: but he that strays injures his own soul. Nor art thou set over them to dispose of their affairs.

A. Yusuf Alipublic-domain

We have sent the Scripture down to you [Prophet] with the Truth for people. Whoever follows the guidance does so for his own benefit, whoever strays away from it does so at his own peril: you are not in charge of them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! We have revealed unto thee (Muhammad) the Scripture for mankind with truth. Then whosoever goeth right it is for his soul, and whosoever strayeth, strayeth only to its hurt. And thou art not a warder over them.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, We sent down to you the Book for the people in truth. So whoever is guided - it is for [the benefit of] his soul; and whoever goes astray only goes astray to its detriment. And you are not a manager [i.e., authority] over them.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنا أنزلنا عليك -أيها الرسول- القرآن بالحق هداية للعالمين، إلى طريق الرشاد، فمن اهتدى بنوره، وعمل بما فيه، واستقام على منهجه، فنفعُ ذلك يعود على نفسه، ومَن ضلَّ بعد ما تبين له الهدى، فإنما يعود ضرره على نفسه، ولن يضرَّ الله شيئا، وما أنت -أيها الرسول- عليهم بوكيل تحفظ أعمالهم، وتحاسبهم عليها، وتجبرهم على ما تشاء، ما عليك إلا البلاغ.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?