← Sure 4

4:143

مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

Kelime kelime

مُّذَبْذَبِينَ
yalpalayıp dururlar
İsim
Kök: ذبذب
Dilbilgisi (i'rab)
مُّذَبْذَبِينَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
بَيْنَ
arada
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَآ
ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَآEdatolumsuzluk
إِلَىٰ
bunlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
هَٰٓؤُلَآءِ
bunlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰٓEdatATT، ön ek
ؤُلَآءِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
وَلَآ
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
إِلَىٰ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
هَٰٓؤُلَآءِ
bunlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰٓEdatATT، ön ek
ؤُلَآءِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
وَمَن
ve kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يُضْلِلِ
şaşırttığı
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
يُضْلِلِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
فَلَن
bulamazsın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
تَجِدَ
bulamazsın
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
تَجِدَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
سَبِيلًا
bir (çıkar) yol
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (yakınlar) ne de bunlara! Allah’ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(They are) distracted in mind even in the midst of it,- being (sincerely) for neither one group nor for another whom Allah leaves straying,- never wilt thou find for him the way.

A. Yusuf Alipublic-domain

wavering all the time between this and that, belonging neither to one side nor the other. If God leaves someone to stray, you [Prophet] will never find a way for him.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Swaying between this (and that), (belonging) neither to these nor to those. He whom Allah causeth to go astray, thou (O Muhammad) wilt not find a way for him:

M. Pickthallpublic-domain

Wavering between them, [belonging] neither to these [i.e., the believers] nor to those [i.e., the disbelievers]. And whoever Allāh sends astray - never will you find for him a way.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنَّ مِن شأن هؤلاء المنافقين التردد والحَيْرة والاضطراب، لا يستقرون على حال، فلا هم مع المؤمنين ولا هم مع الكافرين. ومن يصرف الله قلبه عن الإيمان به والاستمساك بهديه، فلن تجد له طريقًا إلى الهداية واليقين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?