← Sure 41

41:53

سَنُرِيهِمْ ءَايَـٰتِنَا فِى ٱلْـَٔافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ ۗ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

Kelime kelime

سَنُرِيهِمْ
biz onlara göstereceğiz
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
نُرِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَايَٰتِنَا
ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
ufuklarda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْءَافَاقِ
ufukta
İsim
Kök: أفق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَافَاقِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَفِىٓ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
kendi canlarında
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَتَبَيَّنَ
iyice belli olana
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَبَيَّنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
أَنَّهُ
o(Kur'a)n'ın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
gerçek olduğu
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
أَوَلَمْ
mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَكْفِ
yetmez
Fiil
Kök: كفي
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْفِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِرَبِّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَنَّهُۥ
O'nun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَهِيدٌ
şahit olması
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara ufuklardaki ve kendi nefislerindeki delillerimizi ileride göstereceğiz ki onun (Kur’an’ın) gerçekliği onlara apaçık olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Soon will We show them our Signs in the (furthest) regions (of the earth), and in their own souls, until it becomes manifest to them that this is the Truth. Is it not enough that thy Lord doth witness all things?

A. Yusuf Alipublic-domain

We shall show them Our signs in every region of the earth and in themselves, until it becomes clear to them that this is the Truth. Is it not enough that your Lord witnesses everything?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We shall show them Our portents on the horizons and within themselves until it will be manifest unto them that it is the Truth. Doth not thy Lord suffice, since He is Witness over all things?

M. Pickthallpublic-domain

We will show them Our signs in the horizons and within themselves until it becomes clear to them that it is the truth. But is it not sufficient concerning your Lord that He is, over all things, a Witness?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

سَنُري هؤلاء المكذبين آياتنا من الفتوحات وظهور الإسلام على الأقاليم وسائر الأديان، وفي أقطار السماوات والأرض، وما يحدثه الله فيهما من الحوادث العظيمة، وفي أنفسهم وما اشتملت عليه من بديع آيات الله وعجائب صنعه، حتى يتبين لهم من تلك الآيات بيان لا يقبل الشك أن القرآن الكريم هو الحق الموحَى به من رب العالمين. أولم يكفهم دليلا على أن القرآن حق، ومَن جاء به صادق، شهادة الله تعالى؟ فإنه قد شهد له بالتصديق، وهو على كل شيء شهيد، ولا شيء أكبر شهادة من شهادته سبحانه وتعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?