← Sure 8

8:53

ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Kelime kelime

ذَٰلِكَ
bu böyledir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
بِأَنَّ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
لَمْ
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
يَكُ
değiştirmez
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مُغَيِّرًا
değiştiren
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
مُغَيِّرًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نِّعْمَةً
ni'meti
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نِّعْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَنْعَمَهَا
onları nimetlendirdiği
Fiil
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْعَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
عَلَىٰ
bir millet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍ
bir kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
حَتَّىٰ
sürece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يُغَيِّرُوا۟
değiştirmediği
Fiil
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
يُغَيِّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
bulunanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
بِأَنفُسِهِمْ
kendilerinde
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَنَّ
ve şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
سَمِيعٌ
işitendir
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِيعٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلِيمٌ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunun sebebi, bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesi ve şüphesiz ki Allah’ın duyan ve bilen olmasıdır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Because Allah will never change the grace which He hath bestowed on a people until they change what is in their (own) souls: and verily Allah is He Who heareth and knoweth (all things)."

A. Yusuf Alipublic-domain

[He did] this because God would never change a favour He had conferred on a people unless they changed what was within themselves. God is all hearing, all knowing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

That is because Allah never changeth the grace He hath bestowed on any people until they first change that which is in their hearts, and (that is) because Allah is Hearer, Knower.

M. Pickthallpublic-domain

That is because Allāh would not change a favor which He had bestowed upon a people until they change what is within themselves. And indeed, Allāh is Hearing and Knowing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ذلك الجزاء السيِّئ بأن الله إذا أنعم على قوم نعمة لم يسلبها منهم حتى يغيِّروا حالهم الطيبة إلى حال سيئة، وأن الله سميع لأقوال خلقه، عليم بأحوالهم، فيجري عليهم ما اقتضاه علمه ومشيئته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?