← Kök sözlüğü
كون

oldukları

1.390 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

1.390
Geçiş
3
Lemma
121
Biçim
86
Sure

Klasik sözlük

كانكون köküne korpusun lemma eşlemesiyle bağlandı

كان : عبارة عما مضى من الزمان، وفي كثير من وصف الله تعالى تنبئ عن معنى الأزلية، قال: وكان الله بكل شيء عليما [الأحزاب/ 40]، وكان الله على كل شيء قديرا [الأحزاب/ 27] وما استعمل منه في جنس الشيء متعلقا بوصف له هو موجود فيه فتنبيه على أن ذلك الوصف لازم له، قليل الانفكاك منه. نحو قوله في الإنسان: وكان الإنسان كفورا [الإسراء/ 67] وكان الإنسان قتورا [الإسراء/ 100]، وكان الإنسان أكثر شيء جدلا [الكهف/ 54] فذلك تنبيه على أن ذلك الوصف لازم له قليل الانفكاك منه، وقوله في وصف الشيطان: وكان الشيطان للإنسان خذولا [الفرقان/ 29]، وكان الشيطان لربه كفورا [الإسراء/ 27]. وإذا استعمل في الزمان الماضي فقد يجوز أن يكون المستعمل فيه بقي على حالته كما تقدم ذكره آنفا، ويجوز أن يكون قد تغير نحو: كان فلان كذا ثم صار كذا. ولا فرق بين أن يكون الزمان المستعمل فيه كان قد تقدم تقدما كثيرا، نحو أن تقول: كان في أول ما أوجد الله تعالى، وبين أن يكون في زمان قد تقدم بآن واحد عن الوقت الذي استعملت فيه كان، نحو أن تقول: كان آدم كذا، وبين أن يقال: كان زيد هاهنا، ويكون بينك وبين ذلك الزمان أدنى وقت، ولهذا صح أن يقال: كيف نكلم من كان في المهد صبيا [مريم/ 29] فأشار بكان أن عيسى وحالته التي شاهده عليها قبيل. وليس قول من قال: هذا إشارة إلى الحال بشيء، لأن ذلك إشارة إلى ما تقدم، لكن إلى زمان يقرب من زمان قولهم هذا. وقوله: كنتم خير أمة [آل عمران/ 110] فقد قيل: معنى كنتم معنى الحال ، وليس ذلك بشيء بل إنما ذلك إشارة إلى أنكم كنتم كذلك في تقدير الله تعالى وحكمه، وقوله: وإن كان ذو عسرة [البقرة/ 280] فقد قيل: معناه: حصل ووقع، والكون يستعمله بعض الناس في استحالة جوهر إلى ما هو دونه، وكثير من المتكلمين يستعملونه في معنى الإبداع. وكينونة عند بعض النحويين فعلولة، وأصله: كونونة، وكرهوا الضمة والواو فقلبوا، وعند سيبويه كيونونة على وزن فيعلولة، ثم أدغم فصار كينونة، ثم حذف فصار كينونة، كقولهم في ميت: ميت. وأصل ميت: ميوت، ولم يقولوا كينونة على الأصل، كما قالوا: ميت، لثقل لفظها. و«المكان» قيل أصله من: كان يكون، فلما كثر في كلامهم توهمت الميم أصلية فقيل: تمكن كما قيل في المسكين: تمسكن، واستكان فلان: تضرع وكأنه سكن وترك الدعة لضراعته. قال تعالى: فما استكانوا لربهم [المؤمنون/ 76].

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

Kâne: Geçmiş zamandan haber veren bir ifadedir. Allah Teâlâ'nın vasfedilmesinde çoğu yerde ezelîlik anlamını bildirir. Şöyle dedi: "Allah her şeyi hakkıyla bilendir" [33:40], "Allah her şeye kadirdir" [33:27]. Onun, bir şeyin cinsi hakkında o şeyde bulunan bir vasfa bağlı olarak kullanılması ise, o vasfın ona lazım (ayrılmaz) olduğuna, ondan pek az ayrıldığına dikkat çekmek içindir. İnsan hakkındaki şu sözü gibi: "İnsan çok nankördür" [17:67], "İnsan çok cimridir" [17:100], "İnsan, tartışmaya en düşkün varlıktır" [18:54]. İşte bu, o vasfın ona lazım olduğuna, ondan pek az ayrıldığına dikkat çekmektir. Şeytanın vasfındaki şu sözü de böyledir: "Şeytan insanı yüzüstü bırakandır" [25:29], "Şeytan Rabbine karşı çok nankördür" [17:27]. Geçmiş zaman hakkında kullanıldığında, hakkında kullanıldığı şeyin -az önce anıldığı gibi- durumu üzere kalmış olması mümkün olduğu gibi, değişmiş olması da mümkündür; "Falanca şöyleydi, sonra böyle oldu" sözünde olduğu gibi. Kâne'nin kullanıldığı zamanın çok önce geçmiş olması -meselâ "Allah Teâlâ'nın (varlıkları) ilk var ettiği sırada şöyleydi" demen gibi- ile, kâne'yi kullandığın vakitten yalnızca bir an önce geçmiş bir zamanda olması -meselâ "Âdem şöyleydi" demen gibi-, hatta "Zeyd buradaydı" deyip seninle o zaman arasında en kısa bir vaktin bulunması arasında fark yoktur. Bunun için "Beşikte bir çocuk olan kimseyle nasıl konuşuruz?" [19:29] denmesi doğru olmuştur; (burada) kâne ile İsa'ya ve onu az önce üzerinde gördükleri o hâline işaret etmiştir. "Bu, hâle (şimdiki zamana) işarettir" diyenin sözü isabetli değildir; çünkü o, geçmişe işarettir; ne var ki, bu sözü söyledikleri zamana yakın bir zamana işaret eder. "Siz en hayırlı ümmet oldunuz" [3:110] sözüne gelince: "kuntum"un anlamı hâl (şimdiki zaman) anlamındadır denmiştir; ama bu isabetli değildir; bilakis bu, Allah Teâlâ'nın takdiri ve hükmünde sizin böyle olduğunuza işarettir. "Eğer (borçlu) darlık içinde olursa" [2:280] sözüne gelince de: anlamı "meydana geldi, vuku buldu"dur denmiştir. el-Kevn (oluş) kelimesini bazı insanlar, bir cevherin kendisinden daha aşağı olan bir şeye dönüşmesi (istihâle) anlamında kullanır; kelâmcıların çoğu ise onu ibdâ' (yoktan var etme) anlamında kullanır. Keynûne (كينونة) kelimesi, bazı nahivcilere göre "fa'lûle" (فعلولة) kalıbındadır; aslı "kevnûne"dir (كونونة); damme ile vâv'ı yan yana hoş görmedikleri için kalb yaptılar. Sîbeveyh'e göre ise aslı "kayvenûne"dir (كيونونة), "fay'alûle" (فيعلولة) vezninde; sonra idgam yapıldı ve "kayyinûne" (كيّنونة) oldu; sonra bir harf hazfedildi ve "keynûne" (كينونة) oldu; tıpkı "meyyit" (ميّت) yerine "meyt" (ميت) demeleri gibi. "Meyyit" (مَيِّت) kelimesinin aslı "meyvit"tir (مَيْوِت); onlar, tıpkı (meyyit yerine hafifletilmiş) "meyt" dedikleri gibi, keynûne'yi de asıl (idgamlı tam) biçimi üzere söylemediler; çünkü bu lafzın telaffuzu ağırdır. "el-Mekân" (mekân) kelimesinin aslının "kâne-yekûnu"dan olduğu söylenmiştir. Sözlerinde çokça kullanılınca mîm harfi asli (kökten) sanıldı da "temekkene" (mekân edindi/yerleşti) dendi; tıpkı "el-miskîn"den "temeskene" dendiği gibi. "İstekâne fülân": (Falanca) yalvarıp yakardı; sanki boyun eğip durulmuş ve yalvarışı sebebiyle rahat/huzurlu yaşamı terk etmiştir. Allah Teâlâ şöyle dedi: "Yine de Rablerine boyun eğmediler" [23:76].

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 3

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

كانَFiilzulmedicilerdi1.358
مَكانİsimyönden27
مَكانَتİsimdurumunuza5

Türevler · 121

كَانَ
zayıftır
323
كَانُوا۟
zulmedicilerdi
210
كُنتُمْ
yaptıklarınıza
152
وَكَانَ
zaten
84
كُنَّا
zulmedenlermişiz
62
كُنتُم
siz kendiniz
36
كُنتَ
sensin
35
وَكَانُوا۟
ve olmuşlardı
30
يَكُن
yoktur
24
كَانَتْ
vardır
23
تَكُونُوا۟
siz olursanız
19
كَانُوٓا۟
onların
19
يَكُونُ
O olacaktır
18
يَكُونَ
olur
17
وَكُنَّا
ve olduğumuz
16
كُنتُ
olsaydım
15
تَكُن
olur
14
تَكُونَ
olmalı
14
يَكُونُوا۟
olurlar
12
تَكُونُ
olur
11
أَكُونَ
olmayacağım
9
فَيَكُونُ
ve oldu
9
تَكُونَنَّ
olma
9
يَكُ
sağlamadı
8
كُونُوا۟
olun ki
8
كُن
Ol!
8
فَكَانَ
ve oldu
8
تَكُ
sen
7
وَكُنتُمْ
ve sizler olduğunuz (zaman)
7
لَكَانَ
şüphesiz olurdu
6
فَتَكُونَ
yoksa olursun
6
فَكَانُوا۟
ve oldular
5
مَكَانًا
bir yer olsun
5
فَكَانَتْ
ve olmuştur
5
تَكُنْ
etmemiş
4
يَكُنِ
ise
4
نَكُن
olalım
4
مَّكَانٍۭ
yerine
4
كَانَت
olmaları
4
مَكَانٍ
yönden
4
لَنَكُونَنَّ
muhakkak oluruz
4
مَّكَانًا
yerleri
4
مَكَانَتِكُمْ
durumunuza
4
وَّكَانُوا۟
ve (sebebiyledir)
3
كَانَتَا
varsa
3
وَكُن
ve ol
3
لِتَكُونَ
olması için
3
يَكُنْ
olsalar
3
وَنَكُونَ
ve olsaydık
3
كُنَّ
iseler
3
وَكَانَتِ
ve olur
3
وَيَكُونَ
ve oluncaya (kadar)
3
لِيَكُونَ
olsunası için
3
أَكُن
olurum
3
وَتَكُونُوا۟
ve sizin olmanız için
2
تَكُونَا
olursunuz (diye)
2
وَتَكُونُ
ve olurlar
2
كَانَا
ikisi de
2
مَكَانَهُۥ
yerinde
2
مَّكَانٍ
yerine
2
تَكُونُوٓا۟
oldukları
2
وَأَكُن
ve olurum
2
فَتَكُونَا
yoksa olursunuz
2
نَكُ
değildik
2
لَتَكُونَنَّ
mutlaka olacaksın
2
مَّكَانَ
yerine
2
لَكُنتُ
şimdi ben de olurdum
2
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
2
وَكَانُوٓا۟
zaten onlar idiler
2
وَكُنتُ
ve idim
2
كُنتُنَّ
siz
2
وَكُنتَ
ve olmuştun
2
نَّكُونَ
biz olalım
2
مَكَانَ
yerine
2
مَكَانَهُۥٓ
onun yerine
1
فَكُنتُمْ
fakat siz
1
وَيَكُونُونَ
ve olacaklardır
1
لَّنَكُونَنَّ
elbette oluruz
1
تَكُنۢ
oldukları
1
فَتَكُونُ
oluyordu
1
مَكَانَتِهِمْ
durumunuza
1
يَكُنَّ
oldukları
1
لِيَكُونَا
olsunlar
1
مَكَانَكُمْ
(haydi) yerlerinize!
1
لِيَكُونُوا۟
olmağa
1
كَانَتِ
olsaydı
1
سَيَكُونُ
oldukları
1
فَيَكُونَ
olsun
1
لَكُنَّآ
biz olurduk
1
لِّيَكُونُوا۟
olsun diye
1
وَلَيَكُونًا
ve olacaktır
1
وَلِتَكُونَ
olsun diye
1
لَأَكُونَنَّ
elbette olurdum
1
وَلْتَكُن
olsun
1
وَلِيَكُونَ
olsun diye
1
لَّيَكُونُنَّ
olacaklarına
1
يَكُونُوٓا۟
oldukları
1
وَكَانَتْ
ve olmuştu
1
كُنَّآ
olduğumuz
1
وَلَنَكُونَنَّ
ve olacağız
1
فَأَكُونَ
böylece olsaydım
1
فَتَكُن
ve bulunsa
1
أَكُ
ben değilim
1
يَكُونُونَ
oluyorlardı
1
كُونِى
ol
1
فَتَكُونُونَ
ki onlarla olsanız
1
أَكَانَ
mı geldi?
1
أَكُنۢ
olmadım
1
فَلْيَكُونُوا۟
geçsinler
1
كُنتِ
oldun
1
وَكُنتُم
ve siz
1
لِتَكُونُوا۟
olmanız için
1
وَلَتَكُونَنَّ
ve olursun
1
فَنَكُونَ
ve olsak
1
لِّتَكُونُوا۟
olmanız için
1
لَكُنتُم
elbette olurdunuz
1
وَتَكُونَ
ve olması
1
يَكُونَا
oldukları
1
كُونُوٓا۟
olun
1
وَكُونُوا۟
ve olun
1
فَكُنتُم
oysa siz
1

Geçişler

1.390 geçişin ilk 150 tanesi