ربط الفرس: شده بالمكان للحفظ، ومنه: رباط الخيل ، وسمي المكان الذي يخص بإقامة حفظة فيه: رباطا، والرباط مصدر ربطت ورابطت، والمرابطة كالمحافظة، قال الله تعالى: ومن رباط الخيل ترهبون به عدو الله وعدوكم [الأنفال/ 60]، وقال: يا أيها الذين آمنوا اصبروا وصابروا ورابطوا [آل تجيء بعبقري الودق سمر. وقمت إليه مسرعا فغنمته %~% مخافة قومي أن يفوزوا به قبل عمران/ 200]، فالمرابطة ضربان: مرابطة في ثغور المسلمين، وهي كمرابطة النفس البدن، فإنها كمن أقيم في ثغر وفوض إليه مراعاته، فيحتاج أن يراعيه غير مخل به، وذلك كالمجاهدة و# قد قال (عليه السلام): «من الرباط انتظار الصلاة بعد الصلاة» ، وفلان رابط الجأش: إذا قوي قلبه، وقوله تعالى: وربطنا على قلوبهم [الكهف/ 14]، وقوله: لو لا أن ربطنا على قلبها [القصص/ 10]، وليربط على قلوبكم [الأنفال/ 11]، فذلك إشارة إلى نحو قوله: هو الذي أنزل السكينة في قلوب المؤمنين [الفتح/ 4]، وأيدهم بروح منه [المجادلة/ 22]، فإنه لم تكن أفئدتهم كما قال: وأفئدتهم هواء [إبراهيم/ 43]، وبنحو هذا النظر قيل: فلان رابط الجأش.
Exdore translation — not part of the source
ربط الفرس: Atı, korunması için bir yere bağlamaktır. رباط الخيل (savaş atlarının bağlanıp hazır tutulması) bundan gelir. İçinde koruyucuların/nöbetçilerin konuşlandırılmasına tahsis edilen yere de رباط (ribât) denir. الرباط, ربطت ve رابطت fiillerinin masdarıdır. المرابطة (murâbata), المحافظة (korumak, gözetmek) gibidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Onunla Allah'ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutacağınız savaş atları bulundurmaktan (ومن رباط الخيل ترهبون به عدو الله وعدوكم)" [8:60]. Ve şöyle buyurdu: "Ey iman edenler! Sabredin, sabır yarışında (düşmanlarınıza) üstün gelin ve (sınır boylarında) nöbet tutup hazır olun (ورابطوا)" [Âl-i İmrân/ (Aşağıdaki beyit parçası metne yanlış yerleşmiş görünüyor:) [belirsiz] bol/görkemli yağmurla gelir, esmer(ler). Ona doğru koşarak kalktım da onu ganimet edindim %~% kavmimin ondan önce onu ele geçirmesinden korkarak İmrân/ 200]. المرابطة (murâbata/nöbet tutmak) iki türlüdür: Biri, Müslümanların sınır boylarında nöbet tutmaktır; bu, nefsin bedendeki nöbetine benzer. Zira o, bir sınır karakoluna yerleştirilip gözetimi kendisine havale edilen kimse gibidir; onu gevşeklik göstermeden gözetmesi gerekir; bu da mücahede (nefisle savaş) gibidir. Nitekim (aleyhisselâm) şöyle buyurmuştur: "Bir namazın ardından (bir sonraki) namazı beklemek ribâttandır." "Falanca رابط الجأش'tır (yüreği pek/sağlamdır)" denir; yani kalbi güçlendiğinde. Yüce Allah'ın şu sözü: "Kalplerini pekiştirdik/bağladık (وربطنا على قلوبهم)" [18:14]; ve şu sözü: "Eğer kalbini pekiştirmemiş olsaydık (لو لا أن ربطنا على قلبها)" [28:10]; ve "kalplerinizi pekiştirmek için (وليربط على قلوبكم)" [8:11]. Bu, şu sözüne benzer bir işarettir: "O, müminlerin kalplerine huzur/sekîne indirendir (هو الذي أنزل السكينة في قلوب المؤمنين)" [48:4]; ve "onları kendinden bir ruh ile destekledi (وأيدهم بروح منه)" [58:22]. Çünkü onların gönülleri, şu ayette denildiği gibi (boş/kararsız) değildi: "Onların gönülleri bomboştur (وأفئدتهم هواء)" [14:43]. İşte bu bakış açısına göre "Falanca رابط الجأش'tır (yüreği sağlamdır)" denilmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)