الظفر يقال في الإنسان وفي غيره، قال تعالى: وعلى الذين هادوا حرمنا كل ذي ظفر [الأنعام/ 146]، أي: ذي مخالب، ويعبر عن السلاح به تشبيها بظفر الطائر، إذ هو له بمنزلة السلاح، ويقال: فلان كليل الظفر، وظفره فلان: نشب ظفره فيه، وهو أظفر: طويل الظفر، والظفرة : جليدة يغشى البصر بها تشبيها بالظفر في الصلابة، يقال: ظفرت عينه، والظفر: الفوز، وأصله من: ظفر عليه. أي: نشب ظفره فيه. قال تعالى: من بعد أن أظفركم عليهم [الفتح/ 24].
Exdore translation — not part of the source
الظُّفُر (tırnak) hem insan hem de başkası için kullanılır. Yüce Allah buyurdu: "Yahudi olanlara tırnaklı (pençeli) her hayvanı haram kıldık" [6:146], yani pençe sahibi olanları. Silah da bununla ifade edilir; kuşun pençesine benzetilerek — çünkü pençe, kuş için silah mesabesindedir. Denir ki: falan kimsenin tırnağı kördür (كليلُ الظُّفُر). ظَفَره فلان: tırnağını ona batırdı. O أظفر'dir: uzun tırnaklı. الظَّفَرة: gözü kaplayan ince bir zardır; sertlikte tırnağa benzetilir; denir ki: ظَفِرَت عينُه (gözünde zar oluştu). الظَّفَر: zafer, kazanmaktır (el-fevz); aslı ظَفِرَ عليه'dendir, yani tırnağını ona batırdı. Yüce Allah buyurdu: "Sizi onlara galip getirdikten sonra" [48:24].
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)