Hayatımıza ilk merhameti dokunduran insanlar genelde ana-babamızdır. Belki bugün onları aramayı erteledik, belki yorgunuz, belki aramızda kırgınlıklar var. Kuran bu konuda hem nazik hem de net konuşur: bizi var edene kullukla, bizi büyütene iyilik etmeyi yan yana anar. Bu bir suçlama değil; içten bir hatırlatma ve sıcak bir davettir. Gelin ilgili ayetleri birlikte okuyalım.
Kuran ne diyor?
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın "Öf!" bile deme; onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle! (17:23)
Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler (özenle büyüttüyseler), şimdi sen de onlara merhamet et!" (17:24)
Biz insana, ana babasını (onlara güzel davranmasını) emretmişizdir. (Çünkü) annesi onu sıkıntı üstüne sıkıntı ile taşımıştır. Sütten ayrılması (kesilmesi) de iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) "Bana ve ana babana şükret!" diye (emretmiştik). Dönüş, yalnızca banadır. (31:14)
Biz insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu... Sonunda insan, yetişkinlik çağına ve kırk yaşına varınca der ki: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimet(ler)e şükretmemde ve razı olacağın iyi iş(ler) yapmamda beni başarılı kıl!" (46:15)
Anahtar kelime / kök
17:23 ve 46:15'te geçen ihsân (إحسان) sözcüğü, "en güzel biçimde, gönülden iyilik" anlamını taşır; sadece görevi yapmak değil, güzellikle yapmaktır. 31:14 ve 46:15'te şükür (شكر) kavramı öne çıkar: Allah'a şükürle ana-babaya şükür aynı cümlede anılır. Bu bağlantı, metin düzeyinde açıkça görülebilir.
Ne öğreniyoruz?
Yorum: Bu ayetlerden çıkan birkaç anlam şudur. Birincisi, ana-babaya iyilik gelişigüzel bir öğüt değil, tevhid çağrısıyla aynı yerde anılan ağırlıklı bir buyruktur (17:23). İkincisi, asıl sınav onların güçsüzleştiği, yaşlandığı anlardadır: en küçük bir incitici söz ("öf") bile yasaklanır (17:23). Üçüncüsü, ölçü kuru bir saygı değil, "merhamet kanadını germek" ve onlar için dua etmektir (17:24). Dördüncüsü, annenin zahmetle taşıması hatırlatılarak iyiliğin neden bu kadar hak edildiği gösterilir (31:14, 46:15). Bunlar ayetlerin metninden çıkarılan anlamlardır; kişisel durumlara nasıl uygulanacağı ise içtihat/yorum alanına girer.
Dürüst sınır
Metin düzeyinde kesin olan: Allah ana-babaya iyiliği (ihsân) emreder, onlara incitici söz söylemeyi ve azarlamayı yasaklar, güzel söz ve dua ister (17:23-24). Yorum düzeyinde olan: "hangi davranış hangi durumda ne kadar iyiliktir", aile içi anlaşmazlıklarda sınırların nasıl çizileceği gibi ayrıntılar bu dört ayetin metninde tek tek sayılmaz; bunlar fıkhî/ahlakî değerlendirme ve içtihat gerektirir. Ayrıca bu ayetler ana-babaya iyiliği emrederken, başka ayetlerde kulluğun yalnız Allah'a olduğu da korunur; yani iyilik, şirke veya zulme itaat anlamına gelmez. Bunu bu makaledeki ayet bankası dışındaki ayetlere dayanan bir not olarak değil, sadece dürüst bir sınır hatırlatması olarak veriyoruz.
Sonuç: Kuran'ın bu ayetleri, bir borç listesi gibi değil, kalbi yumuşatan bir çağrı gibi okunabilir. Belki bugün atılacak küçük bir adım var: bir telefon, yumuşak bir söz, sessiz bir dua. "Rabbim, küçüklüğümde beni nasıl büyüttülerse sen de onlara merhamet et" (17:24) duası, hem onlara hem bize iyi gelir. Bu sıcak çağrıyı birlikte dinlemek güzel olmaz mı?
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrimiyla sunulur; fikhi fetva degildir.