Hiç içinden geçeni, kimseye söyleyemediğin o sözü, doğrudan seni Yaratan'a anlatmak istedin mi? Dua tam da budur: arada hiçbir aracı olmadan, kalbinin Rabbine açılması. Kur'an dua eden kula çok yakın bir Allah anlatır. Gel, birkaç ayetle bu yakınlığa kulak verelim.
Kuran ne diyor?
Kullarım sana benden sorduğunda (onlara de ki): "Ben (kendilerine) çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin çağrısına cevap veririm. (Kullarım) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler!" (2:186)
Rabbiniz şöyle demiştir: "Bana dua edin, size icabet edeyim..." (40:60)
Rabbinize boyun eğerek ve gizlice dua edin! Şüphesiz ki O, haddi aşanları sevmez. (7:55)
De ki: "Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!" (25:77)
Ne öğreniyoruz?
(Aşağıdakiler ayetlerden çıkan anlam/yorumdur.)
- Yakınlık: 2:186'da Allah, kendisini sorana "Ben çok yakınım" diye cevap verir; arada aracı yoktur. Bu, duayı korku değil, güven ilişkisi yapar.
- Davet: 40:60'ta dua bir emir ve çağrı gibidir: "Bana dua edin, size icabet edeyim." Yani dua kapısı baştan açıktır.
- Edep: 7:55, duanın tonunu gösterir: boyun eğerek (tevazu) ve gizlice (gösterişsiz). Dua bir performans değil, içten bir yöneliştir.
- Değer: 25:77'ye göre kulun değeri, Rabbine yönelmesiyle (duasıyla) anlam kazanır. Dua, aczin itirafı ve bu bağın canlı tutulmasıdır.
Farklı okumalar
"Bana dua edin, size icabet edeyim" (40:60) ve "cevap veririm" (2:186) ifadelerinde icabetin/cevabın biçimi üzerine birden çok yorum yapılagelmiştir (bunlar tefsir düzeyinde görüşlerdir, metnin kesin hükmü değil):
- Bir okuyuş, cevabı istenenin birebir verilmesi ihtimaline yakın durur.
- Diğer bir okuyuş, cevabın istenen şey, onun ertelenmesi ya da daha hayırlısı biçiminde olabileceğini, her hâlükârda Allah'ın icabet ettiğini vurgular.
Ayetler "cevap veririm/icabet ederim" der; cevabın hangi biçimde geleceğini kesin kalıba sokmaz. İki okuma da bu açıklığa dayanır.
Dürüst sınır
- Metinde kesin olan: Allah'ın dua edene yakın olduğu, dua etmeye çağırdığı, icabet edeceği (2:186; 40:60); duanın tevazu ve gizlilikle yapılması (7:55); kulun değerinin yönelişiyle bağlı olması (25:77).
- Yorum düzeyinde olan: İcabetin tam biçimi, duanın "kabul" şartlarına dair ayrıntılar. Bunlar tefsir/içtihat alanıdır; ayet metni bunları tek bir kalıba bağlamaz.
Sonuç: Dua, güçsüzlüğünü bilen bir kalbin, kendisine "çok yakınım" diyen Rabbe açılmasıdır. Aracıya, törene, mükemmel kelimelere ihtiyacı yok; içtenliğe ihtiyacı var. Şu an içinden ne geçiyorsa, O zaten duyuyor. Belki de en güzel başlangıç, sadece "Rabbim" demektir.
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrimiyla sunulur; fikhi fetva degildir.