طويت الشيء طيا، وذلك كطي الدرج وعلى ذلك قوله: يوم نطوي السماء كطي السجل [الأنبياء/ 104]، ومنه: طويت الفلاة، ويعبر بالطي عن مضي العمر. يقال: طوى الله عمره، قال الشاعر: 304- طوتك خطوب دهرك بعد نشر وقوله تعالى: والسماوات مطويات بيمينه [الزمر/ 67]، يصح أن يكون من الأول، وأن يكون من الثاني، والمعنى: مهلكات. وقوله: إنك بالواد المقدس طوى [طه/ 12]، قيل: هو اسم الوادي الذي حصل فيه ، وقيل: إن ذلك جعل إشارة إلى حالة حصلت له على طريق الاجتباء، فكأنه طوى عليه مسافة لو احتاج أن ينالها في الاجتهاد لبعد عليه، وقوله: إنك بالواد المقدس طوى [طه/ 12]، قيل: هو اسم أرض، فمنهم من يصرفه، ومنهم من لا يصرفه، وقيل: هو مصدر طويت، فيصرف ويفتح أوله ويكسر ، نحو: ثنى وثنى، ومعناه: ناديته مرتين ، والله أعلم. تم كتاب الطاء. كذاك خطوبه نشرا وطيا
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
'Taveytu'ş-şey', tayyen' (bir şeyi dürdüm/katladım) denir; bu, bir tomarı (ed-derc) dürmek gibidir. Yüce Allah'ın şu sözü de bunun üzerinedir: 'O gün göğü, yazılı sayfaların (sicil) dürülmesi gibi düreriz' [21:104]. Bundan da 'taveytu'l-felât' (çölü katedip aştım) gelir. et-Tayy (dürmek), ömrün geçip gitmesini ifade etmek için de kullanılır. 'Tave'llâhu umrahû' (Allah onun ömrünü dürdü) denir. Şair şöyle demiştir: %Zamanının musibetleri, (bir zamanlar) seni yayıp sermenin ardından dürdü% Yüce Allah'ın 'gökler O'nun sağ eliyle dürülmüştür (matviyyât)' [39:67] sözü ise, hem birinci (anlamdan) hem de ikinci (anlamdan) olabilir; anlamı: helâk edilmişlerdir. 'Sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın' [20:12] sözü hakkında: denildi ki, bu, onun içinde bulunduğu vadinin adıdır. Yine denildi ki: bu, ona seçilip yükseltilme (el-ictibâ) yoluyla gelen bir hâle işaret kılınmıştır; sanki, çabayla/gayretle ulaşması gerekseydi kendisine uzak/erişilmez kalacak bir mesafe onun için dürülüvermiştir. 'Sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın' [20:12] sözü hakkında (yine) denildi ki: bu, bir yerin adıdır; kimileri onu (tenvinli/munsarif olarak) çekimli okur, kimileri çekimsiz (gayr-i munsarif) okur. Bir görüşe göre de: o, 'taveytu' fiilinin mastarıdır; bu durumda munsarif olur, başı fetha ile (tavâ) yahut kesra ile (tıvâ) okunur; 'senâ' ve 'sinâ' gibi. Anlamı ise: 'onu iki kez çağırdım'dır. Doğrusunu Allah bilir. Tâ kitabı sona erdi. %İşte böyle, onun (zamanının) musibetleri de yayıp serme ve dürme (neşr ve tayy) olarak (sürer gider)%
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)