← Sure 10

10:36

وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا ۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

Kelime kelime

وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَتَّبِعُ
uymamaktadır
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ظَنًّا
zandan
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ظَنًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلظَّنَّ
zan ise
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّنَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَا
kazandırmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُغْنِى
bir yarar sağlamaz
Fiil
Kök: غني
Dilbilgisi (i'rab)
يُغْنِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنَ
gerçek açısından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَقِّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَيْـًٔا
bir şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
عَلِيمٌۢ
bilmektedir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَفْعَلُونَ
onların yaptıkları
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But most of them follow nothing but fancy: truly fancy can be of no avail against truth. Verily Allah is well aware of all that they do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Most of them follow nothing but assumptions, but assumptions can be of no value at all against the Truth: God is well aware of what they do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Most of them follow not but conjecture. Assuredly conjecture can by no means take the place of truth. Lo! Allah is Aware of what they do.

M. Pickthallpublic-domain

And most of them follow not except assumption. Indeed, assumption avails not against the truth at all. Indeed, Allāh is Knowing of what they do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما يتبع أكثر هؤلاء المشركين في جعلهم الأصنام آلهة واعتقادهم بأنها تقرِّب إلى الله إلا تخرصًا وظنًا، وهو لا يغني من اليقين شيئًا. إن الله عليم بما يفعل هؤلاء المشركون من الكفر والتكذيب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular