← Sure 12

12:102

ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۖ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

Kelime kelime

ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
مِنْ
haberlerindendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَنۢبَآءِ
haberi
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنۢبَآءِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْغَيْبِ
gayb
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
نُوحِيهِ
vahyettiğimiz
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
نُوحِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَمَا
değildin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كُنتَ
sen
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَدَيْهِمْ
onların yanında
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَدَيْİsimmekân zarfı
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
أَجْمَعُوٓا۟
toplandıkları
Fiil
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْمَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَمْرَهُمْ
yapacakları işleri için
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يَمْكُرُونَ
tuzak kurarlarken
Fiil
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte bu, sana vahiyle bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarında değildin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bu(nlar), sana vahyetmekte olduğumuz gayb (bilinemeyen) haberlerindendir. Onlar tuzak kurarak (kötü) bir işte fikir birliğine vardıklarında sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such is one of the stories of what happened unseen, which We reveal by inspiration unto thee; nor wast thou (present) with them then when they concerted their plans together in the process of weaving their plots.

A. Yusuf Alipublic-domain

This account is part of what was beyond your knowledge [Muhammad]. We revealed it to you: you were not present with Joseph’s brothers when they made their treacherous plans.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

This is of the tidings of the Unseen which We inspire in thee (Muhammad). Thou wast not present with them when they fixed their plan and they were scheming.

M. Pickthallpublic-domain

That is from the news of the unseen which We reveal, [O Muḥammad], to you. And you were not with them when they put together their plan while they conspired.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ذلك المذكور من قصة يوسف هو من أخبار الغيب نخبرك به -أيها الرسول- وحيًا، وما كنت حاضرًا مع إخوة يوسف حين دبَّروا له الإلقاء في البئر، واحتالوا عليه وعلى أبيه. وهذا يدل على صدقك، وأن الله يُوحِي إليك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?