← Sure 13

13:40

وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَـٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

Kelime kelime

وَإِن
ya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
مَّا
sana gösteririz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatek bağlaç
نُرِيَنَّكَ
sana gösteririz
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نُرِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بَعْضَ
bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِى
onları uyardığımızın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
نَعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَتَوَفَّيَنَّكَ
senin canını alırız
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَوَفَّيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
عَلَيْكَ
sana düşen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلْبَلَٰغُ
sadece duyurmaktır
İsim
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَلَٰغُİsimeril، merfû (nominatif)
وَعَلَيْنَا
ve bize düşer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْحِسَابُ
hesap görmek
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حِسَابُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)

Meal

TR

Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de senin canını alsak da, vazifen sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek Bize düşer.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, yine de sana düşen sadece tebliğ etmek, bize düşen de hesaba çekmektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz onlara vadettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap, yalnız bize aittir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Whether We shall show thee (within thy life-time) part of what we promised them or take to ourselves thy soul (before it is all accomplished),- thy duty is to make (the Message) reach them: it is our part to call them to account.

A. Yusuf Alipublic-domain

Whether We let you [Prophet] see part of what We threaten them with, or cause you to die [before that], your duty is only to deliver the message: the Reckoning is Ours.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Whether We let thee see something of that which We have promised them, or make thee die (before its happening), thine is but conveyance (of the message). Ours the reckoning.

M. Pickthallpublic-domain

And whether We show you part of what We promise them or take you in death, upon you is only the [duty of] notification, and upon Us is the account.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإن أريناك -أيها الرسول- بعض العقاب الذي توعَّدْنا به أعداءك من الخزي والنَّكال في الدنيا فذلك المعجَّل لهم، وإن توفيناك قبل أن ترى ذلك، فما عليك إلا تبليغ الدعوة، وعلينا الحساب والجزاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?