← Sure 18

18:59

وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَـٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

Kelime kelime

وَتِلْكَ
ve işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تِİsimism-i işaret، dişil tekil
لْEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْقُرَىٰٓ
(şu) kentleri
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرَىٰٓİsimharf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
أَهْلَكْنَٰهُمْ
helak ettik
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَمَّا
zulmetmeğe başlayınca
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَمَّاİsimzaman zarfı
ظَلَمُوا۟
zulmeden(lere)
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَجَعَلْنَا
ve belirledik;
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِمَهْلِكِهِم
onları helak etmek için
İsim
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَهْلِكِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّوْعِدًا
bir süre
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّوْعِدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Haksızlıklarından ötürü işte yok ettiğimiz şehirler! Onları yok etmek için bir süre tayin etmiştik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler! Biz onların helâkleri için de belirli bir zaman tayin etmiştik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte haksızlık ettikleri zaman şu şehirler(in halkları)nı helak etmiştik. Onları helak etmek için de belirli bir süre belirlemiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such were the populations we destroyed when they committed iniquities; but we fixed an appointed time for their destruction.

A. Yusuf Alipublic-domain

[just like] the former communities We destroyed for doing wrong: We set an appointed time for their destruction.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (all) those townships! We destroyed them when they did wrong, and We appointed a fixed time for their destruction.

M. Pickthallpublic-domain

And those cities - We destroyed them when they wronged, and We made for their destruction an appointed time.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وتلك القرى القريبة منكم -كقرى قوم هود وصالح ولوط وشعيب- أهلكناها حين ظلم أهلها بالكفر، وجعلنا لهلاكهم ميقاتًا وأجلا حين بلغوه جاءهم العذاب فأهلكهم الله به.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution