← Sure 2

2:3

ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ يُنفِقُونَ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُؤْمِنُونَ
inanırlar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْغَيْبِ
gaybde(gizlide)
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَيُقِيمُونَ
ve kılarlar
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُقِيمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazlarını
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَمِمَّا
ve şeyden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
رَزَقْنَٰهُمْ
kendilerini rızıklandırdığımız
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُنفِقُونَ
infak ederler
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarfederler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar gayba (bilinemeyenlere) inanırlar; namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (dağıtırlar).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Who believe in the Unseen, are steadfast in prayer, and spend out of what We have provided for them;

A. Yusuf Alipublic-domain

who believe in the unseen,keep up the prayer, and give out of what We have provided for them;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Who believe in the Unseen, and establish worship, and spend of that We have bestowed upon them;

M. Pickthallpublic-domain

Who believe in the unseen, establish prayer, and spend out of what We have provided for them,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وهم الذين يُصَدِّقون بالغيب الذي لا تدركه حواسُّهم ولا عقولهم وحدها؛ لأنه لا يُعْرف إلا بوحي الله إلى رسله، مثل الإيمان بالملائكة، والجنة، والنار، وغير ذلك مما أخبر الله به أو أخبر به رسوله، (والإيمان: كلمة جامعة للإقرار بالله وملائكته وكتبه ورسله واليوم الآخر والقدر خيره وشره، وتصديق الإقرار بالقول والعمل بالقلب واللسان والجوارح) وهم مع تصديقهم بالغيب يحافظون على أداء الصلاة في مواقيتها أداءً صحيحًا وَفْق ما شرع الله لنبيه محمد صلى الله عليه وسلم، ومما أعطيناهم من المال يخرجون صدقة أموالهم الواجبة والمستحبة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?