← Sure 21

21:97

وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَـٰخِصَةٌ أَبْصَـٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَـٰذَا بَلْ كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

Kelime kelime

وَٱقْتَرَبَ
ve yaklaşır
Fiil
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱقْتَرَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْوَعْدُ
va'd
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَعْدُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْحَقُّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)، sıfat
فَإِذَا
birden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاEdatmüfâcee (sürpriz)
هِىَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
شَٰخِصَةٌ
donup kalır
İsim
Kök: شخص
Dilbilgisi (i'rab)
شَٰخِصَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَبْصَٰرُ
gözleri
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْصَٰرُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerin)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَٰوَيْلَنَا
vah bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
وَيْلَİsimmerfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
قَدْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
كُنَّا
biz idik
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
غَفْلَةٍ
gaflet
İsim
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
غَفْلَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْ
bundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
بَلْ
meğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
كُنَّا
biz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ظَٰلِمِينَ
zulmediyormuşuz
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ve gerçek vaat (o Son Saat) yaklaşınca, kâfir olanların gözleri birdenbire donakalır! (Onlar) “Ah, eyvah, yazıklar olsun bize! Elbette bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalimlermişiz!” (diyeceklerdir).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then will the true promise draw nigh (of fulfilment): then behold! the eyes of the Unbelievers will fixedly stare in horror: "Ah! Woe to us! we were indeed heedless of this; nay, we truly did wrong!"

A. Yusuf Alipublic-domain

when the True Promise draws near, the disbelievers’ eyes will stare in terror, and they will say, ‘Woe to us! We were not aware of this at all. We were wrong.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the True Promise draweth nigh; then behold them, staring wide (in terror), the eyes of those who disbelieve! (They say): Alas for us! We (lived) in forgetfulness of this. Ah, but we were wrong-doers!

M. Pickthallpublic-domain

And [when] the true promise [i.e., the resurrection] has approached; then suddenly the eyes of those who disbelieved will be staring [in horror, while they say], "O woe to us; we had been unmindful of this; rather, we were wrongdoers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإذا فُتِح سد يأجوج ومأجوج، وانطلقوا من مرتفعات الأرض وانتشروا في جنباتها مسرعين، دنا يوم القيامة وبدَتْ أهواله فإذا أبصار الكفار مِن شدة الفزع مفتوحة لا تكاد تَطْرِف، يدعون على أنفسهم بالويل في حسرة: يا ويلنا قد كنا لاهين غافلين عن هذا اليوم وعن الإعداد له، وكنا بذلك ظالمين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular