← Sure 24

24:15

إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

Kelime kelime

إِذْ
çünkü
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
تَلَقَّوْنَهُۥ
siz onu alıveriyorsunuz
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
تَلَقَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِأَلْسِنَتِكُمْ
dillerinizle
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَلْسِنَتِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَتَقُولُونَ
ve söylüyorsunuz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِأَفْوَاهِكُم
ağızlarınızla
İsim
Kök: فوه
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَفْوَاهِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
bir şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
لَيْسَ
hiç olmayan
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُم
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
بِهِۦ
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
عِلْمٌ
bilgi(niz)
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَتَحْسَبُونَهُۥ
ve onu sanıyorsunuz
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَحْسَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هَيِّنًا
önemsiz bir iş
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
هَيِّنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَهُوَ
oysa o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
عِندَ
yanında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَظِيمٌ
büyüktür
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Çünkü siz bu iftirayı, gelişi güzel birbirinizin ağzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız (bu uydurma haberi) ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold, ye received it on your tongues, and said out of your mouths things of which ye had no knowledge; and ye thought it to be a light matter, while it was most serious in the sight of Allah.

A. Yusuf Alipublic-domain

When you took it up with your tongues, and spoke with your mouths things you did not know [to be true], you thought it was trivial but to God it was very serious.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When ye welcomed it with your tongues, and uttered with your mouths that whereof ye had no knowledge, ye counted it a trifle. In the sight of Allah it is very great.

M. Pickthallpublic-domain

When you received it with your tongues and said with your mouths that of which you had no knowledge and thought it was insignificant while it was, in the sight of Allāh, tremendous.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حين تتلقفون الإفك وتتناقلونه بأفواهكم، وهو قول باطل، وليس عندكم به علم، وهما محظوران: التكلم بالباطل، والقول بلا علم، وتظنون ذلك شيئًا هيِّنًا، وهو عند الله عظيم. وفي هذا زجر بليغ عن التهاون في إشاعة الباطل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?