← Sure 25

25:40

وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ ۚ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا ۚ بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًا

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
أَتَوْا۟
vardılar
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
kente
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَرْيَةِ
kentten
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَرْيَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِىٓ
yağmura tutulan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىٓİsimism-i mevsûl، dişil tekil
أُمْطِرَتْ
ve yağdırdık
Fiil
Kök: مطر
Dilbilgisi (i'rab)
أُمْطِرَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
مَطَرَ
yağmuruna
İsim
Kök: مطر
Dilbilgisi (i'rab)
مَطَرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلسَّوْءِ
bela
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّوْءِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَفَلَمْ
onu görmüyorlar mıydı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَكُونُوا۟
etmiyorlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَرَوْنَهَا
onu gördükleri
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
يَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
ummuyorlardı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْجُونَ
umarlar
Fiil
Kök: رجو
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نُشُورًا
tekrar dirilip kalkmayı
İsim
Kök: نشر
Dilbilgisi (i'rab)
نُشُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom’a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.

A. Yusuf Alipublic-domain

These disbelievers must have passed by the town that was destroyed by the terrible rain––did they not see it? Yet they do not expect to be raised from the dead.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And indeed they have passed by the township whereon was rained the fatal rain. Can it be that they have not seen it? Nay, but they hope for no resurrection.

M. Pickthallpublic-domain

And they have already come upon the town which was showered with a rain of evil [i.e., stones]. So have they not seen it? But they are not expecting resurrection.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد كان مشركو "مكة" يمرون في أسفارهم على قرية قوم لوط، وهي قرية "سدوم" التي أُهلِكت بالحجارة من السماء، فلم يعتبروا بها، بل كانوا لا يرجون معادًا يوم القيامة يجازون فيه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?