← Sure 28

28:13

فَرَدَدْنَـٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

فَرَدَدْنَٰهُ
böylece onu geri verdik
Fiil
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
رَدَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَىٰٓ
annesine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أُمِّهِۦ
annelerinizin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمِّİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَىْ
için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَىْEdatmasdar bağlacı
تَقَرَّ
aydın olması
Fiil
Kök: قرر
Dilbilgisi (i'rab)
تَقَرَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
عَيْنُهَا
gözü
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
عَيْنُİsimdişil، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَحْزَنَ
üzülmesin (diye)
Fiil
Kök: حزن
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْزَنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
وَلِتَعْلَمَ
ve bilmesi için
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَعْلَمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَنَّ
şüphesiz ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
وَعْدَ
va'di
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
حَقٌّ
haktır
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقٌّİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَٰكِنَّ
ve fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَكْثَرَهُمْ
çokları
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
bilmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin, diye anasına geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylelikle gözü aydın olsun, (daha fazla) üzülmesin ve insanların çoğu bilmeseler bile Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye biz onu (Musa'yı) annesine geri vermiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thus did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, that she might not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true: but most of them do not understand.

A. Yusuf Alipublic-domain

We restored him to his mother in this way, so that she might be comforted, not grieve, and know that God’s promise is true, though most of them do not know.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So We restored him to his mother that she might be comforted and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true. But most of them know not.

M. Pickthallpublic-domain

So We restored him to his mother that she might be content and not grieve and that she would know that the promise of Allāh is true. But most of them [i.e., the people] do not know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فرددنا موسى إلى أمه؛ كي تقرَّ عينها به، ووفينا إليها بالوعد؛ إذ رجع إليها سليمًا مِن قتل فرعون، ولا تحزنَ على فراقه، ولتعلم أن وعد الله حق فيما وعدها مِن ردِّه إليها وجعله من المرسلين. إن الله لا يخلف وعده، ولكن أكثر المشركين لا يعلمون أن وعد الله حق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular