← Kök sözlüğü
حزن

üzülme

42 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

42
Geçiş
3
Lemma
18
Biçim
25
Sure

Klasik sözlük

حزن

الحزن والحزن: خشونة في الأرض وخشونة في النفس لما يحصل فيه من الغم، ويضاده الفرح، ولاعتبار الخشونة بالغم قيل: خشنت بصدره: إذا حزنته، يقال: حزن يحزن، وحزنته وأحزنته قال عز وجل: لكيلا تحزنوا على ما فاتكم [آل عمران/ 153]، الحمد لله الذي أذهب عنا الحزن [فاطر/ 34]، تولوا وأعينهم تفيض من الدمع حزنا [التوبة/ 92]، إنما أشكوا بثي وحزني إلى الله [يوسف/ 86]، وقوله تعالى: ولا تحزنوا [آل عمران/ 139]، ولا تحزن [الحجر/ 88]، فليس ذلك بنهي عن تحصيل الحزن، فالحزن ليس يحصل بالاختيار، ولكن النهي في الحقيقة إنما هو عن تعاطي ما يورث الحزن واكتسابه، وإلى معنى ذلك أشار الشاعر بقوله: 111- من سره أن لا يرى ما يسوءه %~% فلا يتخذ شيئا يبالي له فقدا وأيضا فحث للإنسان أن يتصور ما عليه جبلت الدنيا، حتى إذا ما بغتته نائبة لم يكترث بها لمعرفته إياها، ويجب عليه أن يروض نفسه على تحمل صغار النوب حتى يتوصل بها إلى تحمل كبارها.

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

el-Hazn ve el-Huzn: Yerdeki sertlik (pürüzlülük) ve nefiste hâsıl olan gam sebebiyle meydana gelen sertliktir. Zıddı ise sevinçtir (ferah). Sertliğin gam ile ilişkilendirilmesi sebebiyle, birini hüzünlendirdiğinde "göğsünde sertlik/pürüz meydana getirdim" (خشنت بصدره) denmiştir. "Hazine yahzenu" denir; "hazentuhû" ve "ahzentuhû" (onu hüzünlendirdim) da denir. Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: "Elinizden gidene üzülmeyesiniz diye" [3:153]; "Bizden hüznü gideren Allah'a hamd olsun" [35:34]; "Hüzünlerinden gözleri yaş dökerek döndüler" [9:92]; "Ben tasamı ve hüznümü ancak Allah'a şikâyet ediyorum" [12:86]. Yüce Allah'ın "Üzülmeyin" [3:139] ve "Üzülme" [15:88] sözlerine gelince, bu, hüznün meydana gelmesini yasaklamak değildir; çünkü hüzün iradeyle (seçimle) elde edilen bir şey değildir. Bilakis buradaki yasak, gerçekte hüznü doğuran şeyleri yapmaktan ve onları kazanmaktan menetmektir. Şair de şu sözüyle bu anlama işaret etmiştir: 111- Kendisini üzecek şeyi görmemek hoşuna giden kimse %~% kaybına aldıracağı hiçbir şey edinmesin. Ayrıca bunda, insanın dünyanın hangi yapı üzere yaratıldığını tasavvur etmesi için bir teşvik vardır; öyle ki ansızın başına bir musibet geldiğinde, onu önceden bildiği için ona aldırmaz. Ve insanın, küçük musibetlere katlanma hususunda nefsini terbiye etmesi (alıştırması) gerekir ki, bunun sayesinde büyük musibetlere katlanmaya ulaşabilsin.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 3

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

يَحْزُنFiilüzüntüye uğramayacaklarına37
حَزَنİsimve başlarına derd3
حُزْنİsimve tasamı2

Türevler · 18

يَحْزَنُونَ
üzüntüye uğramayacaklarına
13
يَحْزُنكَ
üzülme
5
تَحْزَنْ
üzülme
5
تَحْزَنُوا۟
üzülmeyin
3
تَحْزَنَ
üzülmesin (diye)
2
تَحْزَنُونَ
üzülmeyeceksiniz
2
ٱلْحَزَنَ
tasayı
1
وَحُزْنِىٓ
ve tasamı
1
يَحْزَنَّ
tasalanmamalarına
1
لِيَحْزُنَ
üzülsünler diye
1
لَيَحْزُنُنِىٓ
beni üzer
1
تَحْزَنِىٓ
üzülme
1
لَيَحْزُنُكَ
seni üzüyor
1
حَزَنًا
üzüntüden
1
وَحَزَنًا
ve başlarına derd
1
ٱلْحُزْنِ
ve tasamı
1
تَحْزَنِى
üzülme
1
يَحْزُنُهُمُ
onları tasalandırmaz
1

Geçişler