← Sure 28

28:75

وَنَزَعْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا۟ بُرْهَـٰنَكُمْ فَعَلِمُوٓا۟ أَنَّ ٱلْحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Kelime kelime

وَنَزَعْنَا
ve çıkarırız
Fiil
Kök: نزع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَزَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِن
her-ten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
ümmetin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَهِيدًا
bir şahid
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَقُلْنَا
ve deriz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاتُوا۟
getirin
Fiil
Kök: هات
Dilbilgisi (i'rab)
هَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بُرْهَٰنَكُمْ
delilinizi
İsim
Kök: برهن
Dilbilgisi (i'rab)
بُرْهَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَعَلِمُوٓا۟
bilirler ki
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَلِمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّ
kesinlikle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْحَقَّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
لِلَّهِ
Allah'a aittir
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَضَلَّ
ve sapıp gider
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَنْهُم
kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَفْتَرُونَ
uyduruyor(lar)
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْتَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarmış olacağız ve (inkârcılara) “Kesin delilinizi getirin!” diyeceğiz. (İşte o zaman) bilecekler ki gerçek, Allah’a aittir ve uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden kaybolmuşlardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And from each people shall We draw a witness, and We shall say: "Produce your Proof": then shall they know that the Truth is in Allah (alone), and the (lies) which they invented will leave them in lurch.

A. Yusuf Alipublic-domain

We shall call a witness from every community, and say, ‘Produce your evidence,’ and then they will know that truth belongs to God alone; the gods they invented will forsake them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We shall take out from every nation a witness and We shall say: Bring your proof. Then they will know that Allah hath the Truth, and all that they invented will have failed them.

M. Pickthallpublic-domain

And We will extract from every nation a witness and say, "Produce your proof," and they will know that the truth belongs to Allāh, and lost from them is that which they used to invent.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ونزعنا من كل أمة من الأمم المكذبة شهيدا -وهو نبيُّهم-، يشهد على ما جرى في الدنيا من شركهم وتكذيبهم لرسلهم، فقلنا لتلك الأمم التي كذبت رسلها وما جاءت به من عند الله: هاتوا حجتكم على ما أشركتم مع الله، فعلموا حينئذ أن الحجة البالغة لله عليهم، وأن الحق لله، وذهب عنهم ما كانوا يفترون على ربهم، فلم ينفعهم ذلك، بل ضرَّهم وأوردهم نار جهنم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?