← Sure 36

36:47

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
قِيلَ
dendiği
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قِيلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
أَنفِقُوا۟
infak edin
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفِقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِمَّا
size verdiği rızıktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
رَزَقَكُمُ
kendilerini rızıklandırdığımız
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
قَالَ
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
nankörler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِلَّذِينَ
kimselere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lara)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنُطْعِمُ
biz mi yedirelim?
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
نُطْعِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مَن
kimseye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
لَّوْ
dilediği takdirde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّوْEdatşart
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَطْعَمَهُۥٓ
yedireceği
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَطْعَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَنتُمْ
siz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِلَّا
doğrusu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
فِى
içindesiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ضَلَٰلٍ
bir sapıklık
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَٰلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّبِينٍ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin (verin)” dendiğinde, kâfir olanlar iman edenlere “Allah’ın, dilemesi hâlinde doyuracağı kişileri biz mi doyuracakmışız! Siz sadece apaçık bir sapkınlık içindesiniz!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when they are told, "Spend ye of (the bounties) with which Allah has provided you," the Unbelievers say to those who believe: "Shall we then feed those whom, if Allah had so willed, He would have fed, (Himself)?- Ye are in nothing but manifest error."

A. Yusuf Alipublic-domain

and when they are told, ‘Give to others out of what God has provided for you,’ the disbelievers say to the believers, ‘Why should we feed those that God could feed if He wanted? You must be deeply misguided.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when it is said unto them: Spend of that wherewith Allah hath provided you, those who disbelieve say unto those who believe: Shall we feed those whom Allah, if He willed, would feed? Ye are in naught else than error manifest.

M. Pickthallpublic-domain

And when it is said to them, "Spend from that which Allāh has provided for you," those who disbelieve say to those who believe, "Should we feed one whom, if Allāh had willed, He would have fed? You are not but in clear error."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا قيل للكافرين: أنفقوا من الرزق الذي مَنَّ به الله عليكم، قالوا للمؤمنين مُحْتجِّين: أنطعم من لو شاء الله أطعمه؟ ما أنتم -أيها المؤمنون- إلا في بُعْدٍ واضح عن الحق، إذ تأمروننا بذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?